adsense

13 Şubat 2016 Cumartesi

BLOGGER OLMANIN KÖTÜ YANLARI




   Selamlar sizce blogger olmanın hiç kötü yanı yok mu?Bence var blogger olduğumdan beri bazı değişiklikler oldu bende bugün bu konu hakkında yazmak istedim çünkü sıkıntılarım var.Bakalım neymiş bunlar.

 1- Blogger olmadan önce de blogları takip ediyordum önerilen ürünlerden aklıma yatanları almaya çalışıyordum ama ulaşamadıklarım için delirmiyordum.Şimdi ise durumlar değişti.

   Eskiden sadece alabileceğim,yaşadığım yerde olan ürünlere yönelirken artık high end ürünler dikkatimi çekiyor çünkü drugstore ürünlerin hemen hepsini kullandım.Tükettim bütün merakımı yeni şeyleri görüyor ve denemek istiyorum.Ülkemizde olmayan ürünlere bile merak saldım. Instagram sayesinde onları da almayı istiyorum.Yurt dışından gelen bir ürün delice kendimi özel hissettiriyor.Tabii bu ürünlere ulaşmak kolay değil oldukça fazla bir bütçe ayırmak gerekiyor.

   Bazen yeter artık diyorum koyacak yer kalmadı sırf makyaj malzemelerim için koca bir dolap yaptırdım.Dayanamıyor aldıkça alasım geliyor.Ama gidip te orta ayar makyaj malzemelerini değil pahalı alamayacağım ürünleri almak istiyorum.Kullanabileceğimden çok fazla oldu o kadar ki neredeyse bir yıl hiç bir ürün almasam yazabileceğim kadar ürün elimde birikti son kullanma tarihleri geçecek diyorum ama gene alıyorum.Durabilsem keşke ama olmuyor.Gene bir sipariş verdim bu yazıyı yazmadan pişmanım ama heyecanla bekliyorum ürünleri.Bu nasıl bir duygu sadece blogger olanlar anlayabilir bence.Sizde kendinizi kaybediyormusunuz arada?

2-Blogger olunca fazla göz önünde olursunuz ve herkes ne yapıp ne dediğinize dikkat eder.Kötü yorumlar alıp gününüzü berbat bir halde geçirirsiniz ya da takipçi sayınız fazlaysa takipçimi aldın diye sorulara muhatap olursunuz.Takipçi alanlar var.Ama neden?Çünkü firmalar blogun kalitesinden çok takipçi sayısına önem verdikleri için insanları buna zorluyor.Son derece ünlü bloggerlar bile takipçi alıyor bunu hepimiz biliyor ve anlıyoruz.Mesela sabahın altısında bir arkadaşın paylaşımını görüyoruz aradan beş dakika geçmeden 350 beğeniye ulaşıyor.Fark edilmeyecek gibi değil yani.Takipçi sayısı azsa pek firmalar sizi adam yerine koymuyor.Herkes de bir yeri olsun istiyor bu camiada.Zaten dediğim gibi kendi çapınızda bir resim çekersiniz ve kötü yorumlar olunca gerçekten insan yıpranıyor,üzülüyor.Bazısı resminizi bazısı yorumunuzu beğenmez. Kötü yorumlar ve her türlü eleştiri,firma baskısı bloggerların en ağır yükü bence.

3-Firma baskısı sadece takipçi sayısıyla olmuyor.Yolladıkları bir ürünü yüz yerde paylaşmanızı istiyorlar.Eleştirilerinizi düzeltmenizi daha iyi fotoğraf çekmenizi ve bin tane maddeyi yerine getirmenizi istiyorlar.Yazınız azıcık gecikince nerede yazı diye mailler geliyor bu da ayrı bir derdimiz.

4-Blogger olunca devamlı yeni yazı yazmalı blogunuzu güncel tutmalısınız bu da zaman sorununu ortaya çıkarıyor.Zaman yaratmak ve bir yazı ortaya koymak zorundasınız yoksa blogunuz okunmuyor.Okunmayınca ne olur sadece moraliniz bozulur,verdiğiniz emek boşa gider.Yazık olur sitenize.

5-Bir bakarsınız herkes çarşaf çarşaf yeni çıkan bir ürünü tanıtıyor ama size gelmemiştir hiç bir mail ve üzülürsünüz.O kadar emek veriyorum neden beni unuttular diye.Sanki bu camiada hala bir yere sahip olamadım mı diye düşünürsünüz.Mesela bir firma her yıl yaptığı etkinliğe mutlaka beni de çağırırdı gidemesem de bu beni çok memnun ederdi.Ama bu yıl çağırmadılar etkinliğe ve basın bültenlerini yolladılar etkinlik hakkında gerçekten üzüldüm baktım takipçi sayıları en az 20 k olanları seçmişler.Çoğu da takip etmediğim hatta hiç tanımadığım bloggerlar dı ayrı tutulmak üzüyor bazen insanı.

6-Blogger olunca sizden her türlü mecrada blogunuzu temsil etmeniz beklenir bu gerçekten çok zor bir olay.İşi gücü bırakıp orada burada şurada resim paylaş ne paylaşıyım diye düşünmek çok sıkıcı.Artık boş verdim ben yetişemiyorum.Sadece blogumla ilgileneceğim bir hayatım var benim.Zamanımdan çalıp zorlukla anlayabildiğim her yere yetişemeyeceğim.

Beni bu maddeler arasından en çok üzen parayı kontrol edemeden kozmetiğe yatırmak devamlı kozmetik rejimine girip bozmak gerçekten çok sinir bozucu ama bu sefer son olacak yaz tatili geliyor gezmeye harcayacağım paramı söz vermeyim ama...

12 Şubat 2016 Cuma

BLOG ALEMİNDE NELER GÖRDÜM-INSTAGRAM GÜNLÜKLERİ

Selamlar eğer Bloggersanız mecburen kargo şirketleriyle tanıdık haline geliyorsunuz.Benimde onlarla tonla anım var.Bir çok yanlışlıklar yaparak sizi delirtebiliyorlar ya da bazen telefon açıp "Nerdesin abla oraya getirelim kargonu"diyerek gönlünüzü alıyorlar.Çok yoğun çalıştıklarını bildiğimden çoğu kez yaptıkları hatalara gülüp geçiyorum.Bazen aramızda komik diyaloglarda geçiyor.İşte bunlardan biri...
  Efendim bir gün evdeyim ve temizlik yapıyoruz.O günde bir kargom gelecek biliyorum.Daha önce defalarca karşılaştığımız bir kargo şirketi getirecek kargomu.Neyse biz temizliğe başladık.Ama yani çok bakımsız görünüyorum makyaj yok,saç baş toplanmış,ayağımda eşofmanlar işte temizlik nasıl yapılırsa öyle yani.Birden kapı çaldı açtım.Kargocu gelmiş adımı söyledi yokmu dedi."Benim"dedim.Adam şok oldu kaldı bir kapıda."Emin misiniz sanki başka biriydi"dedi.Hayır dedim benim.Kimliğimi görmek istedi gösterdim."Bu resimde size benzemiyor ama"dedi.Kardeşim benim diye ısrar ettim.Sonra gönülsüzce,üzgün bir şekilde kargomu verdi ve gitti.Aşağı indiğinde arabadaki şöföre ne dediğini gözümde canlandırdım kesin mutsuz bir şekilde arabaya binip"Oğlum o sarışın var ya beş para etmezmiş ya"demiştir.Gülümsemekten kendimi alamadım.Yani makyajın gücü,bakım bir yere kadar her zaman son derece bakımlı görünemiyoruz ki değil mi?
Bu da kargocularla yaşadığım ve en güldüğüm anımdır zaman zaman diğer anılarımı da anlatacağım ama gerçekten merak ediyorum sizin bu şekilde kargo firmalarıyla yaşadığınız anılarınız neler herkese bol bakımlı günler dilerim.Sevgiler...

10 Şubat 2016 Çarşamba

INSTAGRAM GÜNLÜKLERİ

 Blogumu ziyaret eden dostlarım bu aramalarla gelmişler hoş gelmişlerde bu blogda orta sehpası kalmadı abla.
 LİLAKUTU Aralık kutusunun ilk heyecanını paylaşayım bari.
Ne kitaplar aldım kendime Barbie benim değil kızımın diğerleri uzun zamandır hayalini kurduklarım.
İnstagramda 2015 de en çok beğenilen resimlerimden video yaptım.Sevgiler...

8 Şubat 2016 Pazartesi

ORIFLAME POSSESS PARFÜM

Evet Oriflame markasına ait olan Possess parfüm son derece şık bir şişeye sahip.Şişesindeki yılan detayları oldukça gizemli.Zaten parfüm Kleopatradan esinlenerek üretilmiş.İçeriğini aşağıdaki resimde görebilirsiniz.
Oldukça yoğun şekerli bir parfüm.Kalıcılığı orta seviyede.Parfüm Oriflame in sitesinde şu sözlerle anlatılmış.
Zamanı aşan güzellikte, ışıltılı ve baştan çıkarıcı; Possess EdP, Marcus Antonious'a diz çöktüren Kleopatra'nın meydan okuyan güzelliğini, ylang ylang çiçeğinin arzu uyandıran notalarıyla birleştiriyor. Hisleri ateşleyen bu güçlü ve hipnotize edici kokuya kimse karşı koyamayacak!
Güzel ve seksi bir koku oldukça sevdim.Daha detaylı incelemek isterseniz sizi ŞURADAN alayım.Sevgiler...

7 Şubat 2016 Pazar

Siyah Kuğu: çekiliiş var:)))

Siyah Kuğu: çekiliiş var:))):  Merhabalar sevgili arkadaşım sokak hayvanları yararına bir çekiliş düzenlemiş katılmak isterseniz TIK TIK

6 Şubat 2016 Cumartesi

HAKKIMDA BİLİNMEYENLER




Selamlar Instgramda bir tag yapmıştım adı hakkımda bilinmeyenler diye blog da da yapmak istedim.Böylelikle biraz beni tanıyabilirisiniz.Haydi başlayalım.

-Şimdiye kadar yaşımı söylemekten hiç gocunmazdım ta ki geçen yıl biri yaşımı sorup annemden iki yaş küçükmüşsün diyene kadar artık öldürseniz söylemem.

-Bir çok kişi header resmimi bana çok benzetiyor hatta onun benim resmimim olduğunu düşünüyor.

-Kitap okumaya bayılırım ama sosyal medyaya takılmaya başladığımdan beri hiç okumuyorum.Aldığım kitaplar pişman olup onlara dönmemi beklerken tozlanıyor.

-En sevdiğim yazar Maeve Binchy'dir.Öldüğünde günlerce ben şimdi rahatlamak için ne okuyacağım diye düşündüm.Oturdum ağladım sanki hayatta sakinleşmek için yapacak hiç bir şey kalmamış gibi geldi.

-Bir çok yarışmada Türkiye derecelerim var.Gençlerle birlikte etkinlikler,faaliyetler düzenlemeye bayılırım.

-Lisedeyken Edebiyat öğretmenim hep yazar olacağımı düşünürdü.Olmadı ama hikaye denemelerim var.

-Yazı yazarken noktalama işaretlerine ve imlaya asla dikkat etmem.Geri dönüp kontrol etmek ölüm gelir bana.

-Hala bütün öğretmenlerimle ve arkadaşlarımla görüşürüm geçmişe dönük yaşamak benim için kaçınılmaz anılara çok değer veririm.

-Sadece bir dünya güzeli kızım var başka bir çocuğum yok.

-Gezmeye bayılırım ama karda kışta değil sadece yazın.

-Çok üşürüm yazın bile çorap giyerim.

-Reklamları izlemeyi çok severim ama hemen hiç televizyon izlemem.

-Hayat felsefem "Yarattığın Dünya Yaşadığın Dünyadır."Bu yüzden evimi temiz ve derli toplu tutar,etrafımda güzel insan ve objeler bulunmasına dikkat ederim.Bir nevi kendi güzel dünyamı yaratmaya çalışırım.

-Evime çok az insan kabul ederim.Herkes gelemez çünkü evim benim en özel alanım ve sadece samimiyetine güvendiğim insanları davet ederim.Asla iş yerindeki herhangi birine gel bize  gidelim kahve içelim demem.Sadece güvendiğim insanlar gelebilir çünkü çok yaralandım.

-Çok inatçıyımdır.Biri bana bunu yapamazsın derse yapmak için çok çalışırım.

-Yemek yapma konusunda berbatım.Bugün yaptığım yemek gene tuzlu olmuştu.

-Panik atak hastasıyım ve bugünlerde gene nefes alamamaya başladım.

-Zombie ve vampir filmlerine bayılırım.Ütü yaparken mutlaka The Walking Dead izlerim.

-Araba sürmeyi bir türlü beceremedim.

-Yay burcuyum yükselenim başak.Titiz olmam başaktan özgür ve her şeyi abartan bir tip olmam yaydan geliyor.Hiç bir şeyi kararında yaşamam uçlardadır her şey benim için mutlu oldum mu çok mutlu olur üzüldüm müde oturur ağlarım.

-Sarı saça bayılırım.

-Blogum benim için gizli sığınağım istemediğim kimsenin gelemeyeceği çok özel bir sığınak.

-Kötü niyetli insanlar keşke hiç olmasa onu bunu şikayet eden,kuyusunu kazan,özellikle ekmek parasıyla oynayan insanlar etrafımda olmasın istiyorum ama ne yazık ki var.Ama her zaman şunu da gördüm bu tip insanlar ah alınca bir gün mutlaka daha kötü bir durum başlarına geliyor.

-Göz,dudak resmi çekebilenlere imreniyorum.Kaç kere denedim olmuyor.Nedir bunun sırrı bir söyleseler.

-Her alışverişimde tester,sample isterim tabii vermezler bütün gün sinir olmuş vaziyette gezerim.Bir daha da o mağazaya gitmem.

-Aslında çoğu zaman sakinimdir,kavga gürültüyü sevmem ama kızdığımda ne dediğimi hatırlamam sonradan şöyle dedin dediklerinde şok olurum.Kızdım mı herkes bir köşeye kaçar saklanır.

-Meleklerle ilgili kitaplar okumaya bayılırım.Beni çok sakinleştiriyor ve  umut veriyor.

-Son olarak blogumu ve takipçilerimi çok seviyorum.Sevgiler...







UMUT HEP VAR...


   Selamlar bugünlerde hep yazmak istiyorum blogum dolu dolu olsun benden izler taşısın istiyorum.Biliyorum kozmetik yazılarına biraz ara verdim ama nasılsa tatilim bitince bol bol olacak farklı bir şeyler olsun istiyorum.

   Bugün size bir gencin yaşamından bir kesit anlatacağım.Hikayem yukarıdaki resimdeki ayakkabı boyacısı genç ile alakalı.Hiç bir yerden kopya değil resim bana ait.

   Evet 1967 yılında Kars Alparslan Lisesini bitiren bu ayakkabı boyacısı genç Ankara da Tıp Fakültesini kazanıyor.Büyük umutlarla gittiği Ankaradaki okulunu yarım bırakmak zorunda kalıyor çünkü kitaplar o kadar pahalı ki alamıyor.Babası zaten felç olmuş annesi terzilik yaparak diğer çocuklarını büyütmeye çalışıyor.Okumak için kaynak bulamıyor.

   Okulu bırakarak tekrar memleketine dönüyor.Sonra tekrar sınavlara giriyor ve  Atatürk Üniversitesini kazanıyor.Gene büyük umutlarla gidiyor ama bir süre sonra parası bitiyor.Günlerce sadece su içerek yaşamaya çalışıyor.Ama nafile bu kez olmaz bu kez bırakamam diyor ve bir çare düşünmeye başlıyor.

   Sonra yurt müdürüne gidiyor ve "Bana bir oda verin ayakkabı boyayım yoksa okuyamayacağım"diyor.Yurt müdürü gencin haline acıyor ve yukarıdaki resimde yan tarafta görmüş olduğunuz küçük odayı veriyor ona.Genç tüm yurdu dolaşıyor,yurdun bir kısmı kızlara bir kısmı erkeklere ayrılmış o sıralar.Herkesin ayakkabılarını toplayarak boyamaya başlıyor ve okulunu bitiriyor.

   Sadece bununla da kalmıyor o sırada bir sürü sosyal faaliyetler düzenliyor mesela fakir gençler için son derece ucuza yemek yiyebilecekleri Mediko'nun kurulması için  ya da koruluk oluşturulması gibi.Okulunu bitirirken arkasında izler de bırakıyor.

   Yıllar sonra bu gencin kızı da aynı Üniversiteyi kazanıyor ve kızını okula kayıt ettirmeye götürdüğünde bu küçük odayı ona da gösteriyor.Genç kızı en çok gururlandıran ise hala babasını tanıyan ve biz onun her yere peşinden giderdik diyen birilerinin olması oluyor.

  Sevgili babacığım seninle gurur duyuyorum.İyi ki benim babam olmuşsun.Sevgiler...

Adsense


Sitede yer alan yorumlar ve içerik yazarın kişisel ve objektif görüşlerini yansıtmaktadır. Blogda bahsi geçen ürünlerin okuyucular tarafından kullanılması halinde oluşabilecek sorun yada memnuniyetsizlikten dolayı yazar hiçbir sorumluluk kabul etmemektedir.


Yazılarımın izinsiz ya da kaynak belirtilip link verilmeksizin kopyalanması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu'na göre suçtur. Aksine hareket eden blog ve siteler hakkında yasal işlem başlatılacaktır.