-->

adsense

25 Şubat 2017 Cumartesi

INSTAGRAM HESABIM ÇALINDI

Selamlar ne kadar zamandır bloguma gelip bir yazı giremedim.Çok fazla özledim gerçekten birikmiş yorumlar ve yazılar var;hepsine göz atacağım.Çok karışık geçti son günler yarıyıl tatilinde bir İstanbul seyahati çıkınca bütün ev işlerim,blogla ilgili planlarım yarıda kaldı.Bir de bunun üstüne Instagram hesabım çalındı gerçekten korkunçtu.Neler yaşadım,neler duydum hepsini anlatacağım.Umarım yardımcı olur size çünkü son zamanlarda her hesabı çalınan arkadaş nasıl geri aldığımı öğrenmek için bana yazıyor.

Efendim İstanbula gitmeden bir gün önce sabah oturmuş kahvemi yudumlarken instagramda geziniyordum.Evet gene instagram hesabıma kafayı taktım ve ilgilenmeye başladım.Pişman olacağım,nefret edeceğim ve bırakacağım biliyorum çünkü oralar çok karmaşık,renkli,huzursuz ama bazen aşırı ilgilenmeye dalıyorum işte.Birden akış yenilenemedi yazısı çıktı.Ne olduğunu anlayamadım.İnternet bağlantısı kesildi diye düşündüm.İnterneti kapattım açtım diğer sitelere girmeme rağmen instagramda hala akış yenilenemedi yazısı çıkıyordu.

Acaba bir olay oldu da internetimi yavaşlattılar dedim.Baktım küçük çaplı bir çatışma çıkmış ölü ya da yaralı yokmuş.Whatsapp'tan arkadaşlara yazdım onlar girebiliyormuş hesaplarına.Demek ki bizim bölgenin kesilmiş ya da internet bağlantımızda sıkıntı var diye düşündüm.

Bir kaç dakika sonra whatsapp'tan bir mesaj geldi,arkadaşlardan biri "Kelebek ne oldu ig hesabına hesabın görünmüyor"dedi.Ve şok oldum.Hemen mailime girdim herhangi bir uyarı falan gelmemişti.Ne yapacağımı bilemedim.O sıralar öyle bir dönemdi ki herkesin hesabı kapatılıyor patır patır dökülüyordu bloggerlar.Whatsapp grubumdaki gençler hemen yardım etmeye çalıştılar.Öncelikle hesabımdan çıkış yapmamamı söylediler.Ben de o sırada çalışan tek buton olan sorun bildirden hesabım başkasının eline geçti diye sorun bildirebildim ama gitti mi hiç bilmiyorum.Özellikle sevgili @worldofsua hesabının sahibi Şuanur bilgisayar işlerinden mükemmel anladığı için çok fazla yardımcı oldu ve ama diğer arkadaşların destekleri de yadsınamazdı dört bir yandan herkes hesabımı kurtarabilmek için çabaladı.İyi ki varsınız kızlar.

Şua ilk iş olarak bütün hesaplarımın yani facebook,mail,blogger,twitter hepsinin şifrelerini değişmemi istedi.Yıllardır kullandığım şifrelerimi değiştirdim.Daha sonra arkadaşlar dört bir yandan hesaplarından benim hesabım hakkında sorun bildirdiler.Hesabım facebooka bağlı değildi.Mail ve telefon ile kurtarmaya çalıştılar fakat olmadı böyle bir kullanıcı bulunamadı diyordu.En sonunda bende hesaptan çıkış yapıp denedim ve böyle bir mail yok,böyle bir kullanıcı yok,böyle bir telefon numarası yok diyordu sadece.Fakat yorumlarda resimim ve yorumlarım gözüküyordu.

Bir süre sonra şikayet mailine bir cevap geldi.Şöyle yazıyordu mailde:
Merhaba,

Bizimle iletişime geçtiğiniz için teşekkürler. Size yardımcı olabilmemiz için bu hesabın size ait olduğunu onaylamamız gerekmektedir.

Lütfen bu e-postayı, aşağıdaki kodun el yazısıyla yazılmış bir kopyasını elinizde tutarken çekilmiş bir fotoğrafınızı ekleyerek yanıtlayın.

Şunlardan mutlaka emin olun. Gönderdiğiniz fotoğraf:

- Yukarıdaki kodun ve ardından tam adınızın boş bir kağıda el ile yazılmış kopyasını göstermelidir
- Hem kodu hem de yüzünüzü net şekilde göstermelidir
- JPEG dosyası olarak kaydedilip yanıt e-postanıza eklenmelidir

Bu hesapta hiçbir resminiz olmasa veya bu hesap başka bir kişi veya kuruluşu temsil etmek üzere kullanılıyor olsa bile, bu koşulları karşılayan bir fotoğraf elimize geçene dek size yardımcı olamayacağımızı lütfen unutmayın.

Teşekkürler,
Instagram Ekibi


İstanbula gitmeden önce apar topar bir resim çekildim fakat resme kendi gerçek adımı yazmam gerekiyormuş ben Kelebek Etkisi yazdım bu büyük bir hataymış.Ve mailime cevap falan gelmedi.Devamlı olarak aynı adrese mail attım.Neden cevap vermediniz?Lütfen hesabımı istiyorum.Mailim elinize geçmedi mi?Yok hiç bir şekilde bu maile cevap gelmedi.

Beklemek gerçekten o kadar zor ki sanki ölmüş sünüzde bütün emekleriniz silinmiş gibi bir his.Ve bilemiyorsunuz sorun ne hesabım çalındı mı yoksa instagram tarafından kapatıldı mı?O sırada herkes hesabımın gittiğini fark etmiş çünkü çok samimi olduğum hesaplar takipçi programlarından onları takipten çıktığımı görmüş.Evet hesap katıldığında,dondurulduğunda ya da silindiğinde böyle gözüküyormuş.Bazı arkadaşlar telefon etti,bazıları mail attı ve durumu öğrendiler.Yani hiç var olmamış o hesap gibi yok oluyorsunuz 15 bin takipçi uçmuş gitmiş her şeye tekrar başlamak o kadar zor geliyor ki.En çok takip eden onca firmayı düşündüm bir daha takip ederler miydi ki?
Herkes şu resmi gördünüz mü bu olay oldu diye bahsederken dışarıdan izlemek hiç hoş değil.

O sırada hesaplar kapanan kapanana bazılarının hesapları kapatılıp üç gün sonra kendiliğinden açılıyormuş.Bazılarına Topluluk Kuralları İhlali mesajı geliyormuş.Banaysa en ufak bir uyarı ya da neden bildirmeksin hesap yok edildi.Tartıştığım bir iki kişi vardı doğrusu onlardan da şüphelenmedim değil.Yani iki şey olabilirdi.Biri şifremi bulmuş girip mailimi telefonumu silmiş sonra hesabı silmiş.Ya da instagram hesabımı haber bile vermeksizin kapatmıştı.İnanın ne olduğunu bilmemek korkunç.

Bir kaç gün sonra aniden bir arkadaşın daha hesabı kapatıldı.Fakat ona Topluluk Kurallarını İhlal ettiniz yazısı çıkmış.Hemen sorun bildirdi arkadaşlar ve o gün açıldı hesabı.Bendense hala ses seda yoktu,üstelik eskiden görülen yorumlarım ve oradaki resmim bile silinip gitmişti artık.Bu arada arkadaşlar hala benim hesabım için bir şeyler yapmaya uğraşıyordu.Twitterdan instagramın ana sayfasına şikayetimi bildirdim.Hiç bir cevap gelmedi.Şikayet Var'a yazdım.Durmadan mail attım.Hiç ses yoktu.
Sonra aniden bir mail geldi bu farklı birinden geliyordu.Bildirilen sorun bildirmelerden birinden dolayı gelmişti mail.Şöyleydi:

Merhaba,

Bizimle iletişime geçtiğiniz için teşekkürler. Size yardımcı olabilmemiz için bu hesabın size ait olduğunu doğrulamanız gerekiyor.

Lütfen bu mesaja, bu hesabı açarken kullandığınız e-posta adresinden yanıt verin. Doğru kişiye yardımcı olduğumuzdan emin olmak istiyoruz.

Teşekkürler,

Cenk
Facebook Community Operations


Buna da hemen cevap verdim ama hiç cevap gelmedi.

Artık tamamen umutlarım bitmişti yapacak hiç bir şey kalmamıştı ve yeni bir hesap açtım.Yeni hesabımı açtığımda hiç beklemediğim bir destek gördüm blogger arkadaşlardan ne kadar güzel dostlar biriktirmişim diye çok sevindim.En azından 200 kişi hikayesinden yeni hesabımı paylaştı ve takip etmeye başladı.Hepsine teker teker çok teşekkür ederim.

Bu arada youtube dan ve google dan instagram hesabı nasıl çalınır ile ilgili bir sürü video izledim.O kadar kolay ki yani bir program indirmeye bakıyor başka bir iki yöntemi daha var.Maili anında değiştirebiliyorlar ya da fotoshopla senin resminin yerine kendi yüzlerini ekleyerek instagramı kandırarak hesabı ele geçirebiliyorlar.

Bu kadar kolay mı?Emeklerin,takipçilerin elimizden uçup gitmesi saniyelere bakıyor çok yazık gerçekten.O anda instagram hesaplarımıza fazla güvenmemiz gerektiğini fark ettim.Saniyesinde ortada kalabiliyor,yok edilebiliyorusunuz.Bazı arkadaşların hesapları çalındığında devamlı adları değiştirilerek iz kaybedilmeye çalışılıyormuş.Bazende hesap dondurulup unutturuluyor ve daha sonra isteyen bir firmaya satılabiliyormuş.

Yeni hesabımı açtığımın ertesi günü bir mail daha geldi.Şöyleydi:
Merhaba,

Sorununuzu çözebilmek için bu hesabın sahibi olduğunuzu doğrulamamız gerekiyor. Doğrulama yapmadan, doğru kişiye yardım ettiğimizden emin olamayız.

Aşağıdakileri ekleyerek bu e-postayı yanıtlayın:

1. Hesabınız için kaydolurken kullandığınız telefon numarası.
2. Hesabınız için kaydolurken kullandığınız cihaz (iPhone/ Android/ iPad/ Diğer).
3. Varsa, daha önce kullandığınız kullanıcı adları.

Teşekkürler,

Kenan
Community Operations
Instagram


Tabii cevap verdim ve ses çıkmadı derken bir gün sonra whatsapptan,telefondan müjdeli haberi verdi arkadaşlar.Hesabım açılmış.Şaşırdım ve hemen mailime girdim.Şöyle bir mail gelmişti.

Merhaba,

Kimliğinizi doğruladığınız için teşekkürler. Hesabınızı geri almak üzeresiniz.

Geri alma işlemini tamamlamak için:

1. Bilgisayarınızda, telefonunuzda veya tabletinizde giriş yapmış olabileceğiniz tüm Instagram hesaplarından çıkış yapın.
2. Tamamen çıkış yaptığınızda, lütfen buraya tıklayın: xxxx
3. Hesabınıza tekrar erişim kazandıktan sonra, doğru olmayan tüm iletişim bilgilerini güncelleyin.

Hesabınızın güvenliğini nasıl koruyacağınız hakkında daha fazla bilgi için Instagram Yardım Merkezi'ni ziyaret edin: https://help.instagram.com/369001149843369/?ref=cr

Teşekkürler,

Ali
Community Operations
Instagram


Hemen verilen linki tıklayıp yeni şifre aldım.İki fakörlü kimlik doğrulamasını açtım.Hesabıma kavuştuğum için çok mutlu oldum.Biraz zor olmuştu instagram yetkilileri bazen 2 ay sonra bile cevap verebiliyormuş.Bir haftadan biraz daha fazla bir sürede hesabımı aldım yaklaşık 400 takipçim gitmişti ve bazı resimlerim silinmişti.Ama çok bir yara almadan kurtarmıştım hesabımı.Bana tam bir açıklama yapılmadı ama yukarıdaki mailden hesabımın çalınmış olduğu sonucunu çıkardım.

Bu olaydan beri çok hesap çalındı kapatıldı.Bana yazdı arkadaşlar ve benim durumumun nasıl ilerlediğini sordular tek tek anlatmaktansa bu yazıyı yazmayı uygun gördüm umarım işinize yarar.Daha sonra gördüklerim duyduklarım arasında ilginç detaylar vardı.

Mesela bir çok blogger işletme hesabına geçiş yaptı. İşte facebook'a bağlayıp işletme hesabına geçtiğinizde resminizin kaç kere görüntülendiğini falan bilebiliyorsunuz.Ama bir arkadaşın işletme hesabındayken hesabı kapatılmış ve instagram tarafından istenen şeyler hiç iç açıcı değil.Kızcağız ailesiyle yaşayan bir öğrenci ve istenenler:
-Yerel işletme ruhsatı
-Vergi Dairesinden tebligat 
-Kuruluş Belgesi
-Şirket ana sözleşmesi
-Elektrik,su,doğalgaz,telefon faturası

Kız bunları nereden bulsun instagrama mail atıp durumunu açıklamasını salık verdim.Sonra ne yaptı bilmiyorum.

Birde instagram artık o kadar titiz ki her şeyden hesabı kapatabiliyor.Fark etmeden yaptığımız her şey suç bir arkadaşın daha topluluk kuralları ihlalinden hesabı kapatılmış çünkü ard arda çok resim paylaşmış.Aynı resmi bir çok kereler paylaşmak,ard arda çok resim paylaşmak,hep aynı etiketleri kullanmak,resmini yayınladığınız şeyle alakasız etiket kullanmak(mesela ruj resmine ayakkabı etiketi koymak),bazen tek bir kişinin sizi spamlaması,şikayet etmesi,keşfete düşmeniz ve çok takipçi gelmesi,takipçi programları kullanmanız,parayla takipçi satın almanız,aynı yorumu birden fazla kere yapmanız(mesela bir çok yoruma kalp koymanız),fazla yorum yapmanız,fazla kişiyi takip etmeniz yani kısacası attığınız her adım instagramda yasak.

Evet Instagram hesabım çalındı ve umarım geçirdiğim zor günler sizlere yararlı olur.Bir daha kimsenin başına gelmesin umarım.Sevgiler...


20 Şubat 2017 Pazartesi

ANILARLA BLOGGERLAR-10

Selamlar Anılarla Bloggerlar köşemize olan ilgi artarak devam ediyor.Özellikle Instagramda her pazar bana en çok gelen soru yarına yeni anı var mı olunca bende çok seviniyorum.Harika hikayeler okuyor,harika yaşamlara göz atıyoruz.Eğer sizde blogumda herhangi bir anınızı ya da makalenizi yayınlamak isterseniz kelebeketkisi39@gmail.com adresine mail atmanız yeterli.

Bugünkü konuğum sevgili DİLARA KAYA 18 yaşında gencecik bir arkadaşımız ve tahmin ettiğiniz gibi Blog Dünyasına yeni adım atmış.Öncelikle blogunu incelerken blogunun onun için gerçekten önemli olduğunu hissettim.Bu duyguyu her blogda hissedemiyorum ne yazık ki çok tanıdık bir his bu çünkü benim bloguma karşı hissettiğim samimiyeti,özeni,sevgiyi Dilara'nın blogunda da hissettim.Bu şevkle yazmaya devam ederse gerçekten başarılı olacağını düşünüyorum ve onda kendi 18 yaş zamanımdaki asiliği,başkaldırışı hissettim.

18 yaşında ve moda tasarım üzerine okuyan genç kızımız makyaj,moda,stil,alışveriş ve hayat hakkındaki yazılarıyla blogunu süslemiş.Henüz 22 takipçisi var fakat artacağına eminim.Düzenli olarak her Salı,Perşembe ve Cumartesi günleri yazı yazıyor Dilara.Yepyeni olmasına rağmen uğraşmış ve düzenlemiş blogunu daha da iyi yapacağını biliyorum.En dikkatimi çeken yazısı ise bir mim BLOG İSİM HİKAYEM mutlaka okuyun.

Dilarayı tanımama rağmen sadece bloguna bakarak kızım gibi yakın hissettim buda doğru yolda olduğunu gösteriyor çünkü bloguna satır satır ruhunu katmış başarılarının devamını dileyerek sizi güzel yazısıyla baş başa bırakıyorum.Keyifli okumalar.

Merhaba ben Dilara Kaya,18 yaşında moda tasarım öğrencisiyim.Zor bir hayat geçirdim demek istemiyorum aslında sonuç olarak annem ve kardeşimle birlikte yaşadığım sıcak bir yuvam var.Hani derler ya herkesin hayattan alması gereken farklı yaşam dersleri var diye aynen öyle.Ben bir çok tabuyu yıkıp buralara geldim arkadaşlar.
Babam elbette benim kötülüğümü istemezdi fakat beni çok sıkıştıran biriydi.Onun için tek sorun bendim.Sadece benim tırnaklarımın uzunluğuna,giyimime,saçlarımı kestirip kestiremeyeceğime,saçımı boyatmama karışırdı,beni alışverişe çıkartır kendi istediği kıyafetleri bana zorla aldırırdı ve ben onları bir kere bile giymezdim anlayacağınız baya bir para israfı yapardık.Ordan bakılınca bunlar normal şeyler evet ama benim ruhuma aykırı.Biraz kokoş bir kişiliğim var ve babam bunu uzun zaman boyunca bastırdı.Ne olduğumu uzun süre kestiremedim.Metalci oldum,Popcu oldum,Rap dinledim...Uzun süre arafta kaldım anlayacağınız.Sonra bir gün babamın zoru ile belime kadar getirdiğim saçlarımı kendi isteğim ile yavaş yavaş kestirmeye ve boyatmaya başladım.


Bu benim özgürlük harekatım oldu bir nevi.Tırnaklarımı istediğim uzunluğa getirip rengarenk ojeler sürdüm.Ve kendime bir blog açtım.Kozmetiğe,bakıma aşık olan biri olarak en büyük hayallerimden bir tanesi bildiklerimi insanlar ile paylaşmaktı.Ve başardım.
Şunu not olarak eklemek isterim.Diyeceksiniz ki baban senin kötülüğünü istemez bu konuda hem fikirim sizinle.Ama babamın istediği gibi biri olsaydım ben ben olmazdım.Babam hala şakayla karışık söylenir bana ne kadar çirkin oldun sen bu saçlarla diye.Demek istediğim aile yapınızı bilemem benim aile yapım bir garipti baba tarafım son derece katı kuralları olan,anne tarafım ise gerektiği zaman kurallar koyan ama özgür bırakan insanlardı.Ben tabularımı üstüne giderek yıktım.Bana sorarsanız olmak istemediğiniz biri gibi davranmayın.Kendiniz olun.Ama bunu yaparken de aile ilişkilerinizi bozmamaya dikkat edin.Unutmayın ki tatlı dil yılanı deliğinden çıkarır.
sevgilerle,


Anılarla Bloggerlar köşesinde umarım her zaman bir yazarım olur.Umarım her zaman yeni bloglar açılır.Sevgiler... 

13 Şubat 2017 Pazartesi

ANILARLA BLOGGERLAR-9



Selamlar Anılarla Bloggerlar köşemizde tanımadığınızı düşündüğüm yepyeni bir blogger arkadaş var bugün sevgili Ebru Kalyoncu Ben ilk kez Facebook'ta bir yazısına denk geldim ve ilgiyle okudum o kadar hoşuma gitti ki bu yazının devamını merakla beklemekteyim.Bugün size de bu anısını yayınlamak istedik çünkü gerçekten ilginizi çekeceğini düşünüyoruz.

2017 Ocak ayında açılmış olan Ebru Kalyoncu blogu kendine has,özgün yazılara sahip çok hoş bir blog.Arada sırada hiç bir beklentisi olmayan sadece yaşamını paylaşmak isteyen sayfaları okumak gerçekten güzel oluyor.

Henüz çok yeni bir blog olduğu için eksiklikleri var tabiiki ama zamanla arkadaşımız bunları da giderecek eminim.Benim ona tavsiyem yazılarını uygun kendine ait resimlerle desteklemesi böylece sayfasına daha fazla renk gelecektir.

Arkadaşımız  öğrencilik zamanındaki hatıralarını yazıyor ve onun satırlarıyla tekrar öğrencilik yıllarıma döndüm,unuttuğum ayrıntıları hatırladım ve okurken hep çok doğru böyleydi dedim.İlgimi çeken yazılarından biri MODAYA SÜRÜKLENDİM Eğer üniversite yıllarını tekrar hatırlamak isterseniz mutlaka okuyun.

Sizin için seçtiğimiz anısı üniversite yıllarında hepimizin başını ağrıtan bir sorun hakkında "Öğrenciyim ve Ev Arıyorum".Ah o güzel,unutulmaz,zor günler hadi gelin bakalım neler yaşanıyormuş.Eğer sizde anınızı blogumda yayınlamak isterseniz kelebeketkisi39@gmail.com adresinden benimle iletişime geçin lütfen.Keyifli okumalar.
EV ARIYORUZ

   Yıl bitmemişti belki ama önümüzde kocaman bir dönem vardı. Girilecek yeni dersler, yeni ortamlar vardı. Az buçuk çömlükten de yavaş yavaş çıkıyorduk. Her şeye her yere alışıyorduk. Aslında alışılmayacak bir şey de yoktu. İnsanın doğası gereği elbet bir zaman sonra mecbur alışacaktık. 

   Ev hayatımız aynen devam ediyordu. Ama sürekli oradan çıkmak yurda geçmek istemi vardı içimizde. KYK yurtlarının çıkma olasılığı çok düşüktü. Biz de çok iyi anlaştığımız için kendimize ev tutmak istiyorduk. Başka bir eve çıkacağımızı söylediğimiz büyük sınıflarda ki arkadaşlarımız ne kadar iyi anlaşırsak anlaşalım eve çıktığımızda birbirimizden nefret edeceğimizi, başa çıkamayacağımızı söylüyorlardı. Ama anlamadığımız bir durum vardı. Zaten biz evde kalıyorduk ve gayette geçinebiliyorduk. Hiç de birbirimizden nefret etmiyorduk. Birbirimize ev işlerinde, alışverişlerde yardım ediyorduk. Kasamız evde ki diğer arkadaşlarımızla birlikteydi belki ama üç kişi de gayet geçinebilirdik. Sonuçta evde bir çok zaman aç kalmışlığımızda oluyordu. Eve çıktığımızda ne değişecekti de birden birbirimizden nefret edecektik.

   Düşünceler diğerlerini kovalarken "Siz geçinememiş olabilirsiniz biz geçinebiliriz!" diye aldık kendimize olan güvenimizi başladık başımıza bir çatı aramaya. Kime sorarsak soralım evlerini vermek istemiyorlardı. Ev sahiplerinin öğrenciler hakkında söylediklerini bir duysanız ya kendinizden utanırsınız ne insanlar var dersiniz ya da ev sahibinin yanından ayrıldıktan sonra gülme krizine girersiniz demek öyle yapmışlar ha diye..

   Baktığımız tüm evler neredeyse sobalıydı. Sobayla gerçekten uğraşmak istemiyorduk. Kaloriferli bir ev bakmak zorundaydık. Şu durumda kiralık evlerin zaten üçte biri elimizden uçup gitmişti. Kalan üçte iki bizimdir dedik teker teker evleri gezdik. İlk evimiz bir artı birdi. İçinde ki eşyaları da bize bırakacaklardı. Ev sahibi bizi çok sevdi ama biz evi sevemedik. Tıkış tıkış bir yerdi. Modacının halini bir başka modacı anlar. Biz ve mankenlerimiz yan yana anca sığardık. Kirası da hiç uygun değildi bizim için. 

   Biraz umudumuz kırılır gibi olmuştu ama kaldığımız ev gibi bir ev neden bulamayalım ki diye birbirimizi teselli etmeye başladık. Bir sonraki durağımız iki artı bir evdi. Giderek iyiye gittiğimizi düşünürken "Bende öğrenciye verilecek ev yok!" diye ev sahibi bizi içeri bile sokmadı. Çok sinirli görünüyordu. Öğrencilere neden evini vermediğini sorduk. Meğer bir önceki sene evini öğrencilere vermiş de öğrenciler kapıların kollarını koparmış evde demir ne varsa satmışlar :D Çulsuzluk başa bela getiriyor tabi ki..

   Kaldığımız ev de ki kızlara ev sahibi amcanın anlattıklarını bir bir anlattık. Kendimizi onların yerine koymaya çalıştık. Ev sahibine mi gıcıklardı yoksa paraları bitmişti de aç mı kalmışlardı? Kapı kolları kaç para eder ki? Bir türlü sorularımıza cevap bulamadık. Arkadaşlarımızdan birisi başka bir evin daha olduğunu söyledi. Ertesi gün oraya bakmaya gittik. Aynı tepkiyi bu ev sahibinden de gördük. Kadın camdan doğru bağırmaya başladı bize. Sanki ne yaptıysak.. Sizin gibi öğrenciler olmaz olsun dedi. Neye uğradığımızı şaşırdık. Dedik teyzecim az bir sakin ol bakalım neymiş derdin. Biz sana bir şey yapmadık. Kadın hafif sakinleşmeye başladı. Evini verdiği öğrenciler bilmem kaç yıl öncesinde çok alkol tüketiyorlarmış. Koltukların altında, tuvaletlerde saklıyorlarmış. Dedik bak bakalım alkol tüketiyor gibi bir halimiz var mı teyze bizim. Ya dedi bir bir evimin parkelerini sökmüşler soğukta yakmışlar, ya evim yansaydı. Ahaa inanılır gibi değil. "O neydi gızz" moduna geçtik. Şok haliyle ne dediğimizi bile hatırlamıyorum şu anda :D Sanırım ikna etmeye çalışmıştık ama ne dediysek ikna olmamıştı. Bence haklı evini vermemekle :D Ne demek parkeleri sökmek? Nasıl becerdin? Parkeci mi baban senin :D

   Bir yandan evlerini vermemek için yaptıkları bir oyun olduğunu düşündük. Ama aynı olayları farklı insanlardan da duyunca gerçekten de yaşanmış olaylar olduğuna inandık. Küçücük bir yerleşim yerinde böyle olaylar olduğuna göre acaba büyük şehirlerde neler oluyor çok merak ediyorum doğrusu. Nasıl bir zihniyettir bu :D Adam sana güvenip evini veriyor ama sen geliyorsun kapısının kolunu söküyorsun, parkelerini söküyorsun. Sökmekle kalmıyorsun. Satıyorsun, yakıyorsun. Diyecek bir şey bulamıyorum.

    Sonraki durağımız bir başka iki artı bir evdi. Ev sahibi o kadar tatlıydı ki. Çok güler yüzlüydü. Ev de çok güzeldi. Kaloriferliydi de. Evin kirası da çok uygun gelmişti bize. İşte bu sefer oldu derken pürüz çıkmadan olur mu. Kadın bizi yeni atanmış memurlar sanmış. Hangi devlet ocağında görev yapacaksınız kızım diye sordu. Öğrenciyiz biz deyince aramızda ki tüm bağlar bir anda kopuverdi. O güler yüzlü, bize evini açan teyzemiz bir anda cadıya dönüştü :D Yahu kardeşim ne yaşattınız bu insanlara siz böyle. Kadın daha fazla öfkelenmeden sessizce hiç bir şey söylemeden çıktık oradan.

   Giderek kendimize göre bir ev bulamayacağımızı düşünmeye başlamıştık. Umutlarımız bitmek üzere olan bir mum gibiydi. Artık birbirimize bulabiliriz tarzında teselliler vermeyi de bırakmıştık. Olmazsa olmaz ne yapalım kaderin bize sunduğunu yaşayacağız kafasına gelmiştik. Bir ev haberi daha geldi o sırada. Gittik baktık. Amcaya girmeden söyledik. Amca biz öğrenciyiz. Vermiyorsan baştan söyle biz bakmayalım evine diye. Olur mu kızım öyle şey dedi. Benim de dışarıda okuyan kızlarım var. Ben sizin halinizden anlıyorum. Hem siz çok düzenli, uslu başlı insanlara benziyorsunuz dedi. Dünyalar bizim oldu. Eve bakmaya başladık. Ev kocaman bir şeydi. Her şey tam bize göreydi. 

   O sırada kaldığımız evden çıkamazdık. Hatırlarsanız çıkmamamız için bize sözleşme imzalatmışlardı. Sözleşmeyi tınlamayan bir arkadaşımız evden ayrılmıştı gerçi ama biz korkudan ayrılamıyorduk. Ev sahibine durumu anlattık. Seneye için tutacağımızı söyledik. Gerekirse yaz dönemi kirasını da ödeyecektik. Ama amcanın da birçok borcu varmış. Evi hemen kiraya vermesi gerekliymiş. Ama çıkabilirsek hemen bize evini kiralayabileceğini söyledi. Ne yazık ki öyle bir durum söz konusu değildi. Bu ev de olmamıştı. Bu da gol değildi.

   Ev aradığımızı duyan arkadaşlarımız bize yardımcı olmaya çalışıyorlardı. Buldukları evleri bize haber veriyorlardı. Bazı mezun olacak arkadaşlarımız olmuştu. Evlerini gösterdiler. Eşyalarını da satmak istediler. Fakat bir türlü eve çıkamadık. O an belki de gerçekten eve çıkarsak yapamayız diye düşünmeye başladık. Çok istiyorduk ayrı bir evde olmayı. Bu nedenle hep iyi yönlerine odaklandığımızı fark ettik. Evi üç arkadaş tutacaktık. Bu evin kirası var, elektriği var, suyu var, gıdası var. Onun dışında bir modacının bitmek bilmeyen birçok eksik gedik malzeme ihtiyacı var. Tüm bunlara maddi açıdan gerçekten de yetişemeyecektik. 

   Nasıl oldu da hiç bunları düşünmeden sadece iyi yönlerine odaklanarak ev bakmaya başlamıştık ki. Belki de evden çok bunalmıştık. Bizi çok bunalttıkları içindi. Ayrılmak için sene sonunu beklememiz sabretmemiz gerekliydi. KYK yurt başvurusu başladığı zaman; sonuçta ikinci senemiz, muhakkak çıkar diye düşünerek evden ayrıldığımızı belirttik. KYk'ya başvurularımızı yaptık. Bursa da tekrar başvurduk. Sonuçlar açıklandığında sadece birimize burs ve yurt çıkmıştı.

   Arkadaşımız bizi bırakmak istemiyordu ama yurt çıkmışken neden bu fırsatı kaçırsın ki. Onu ikna ettik. Yurda kaydını yaptıracaktı. Ama biz ne yapacaktık? Nerede kalacaktık? Evden ayrıldığımızı söyledik. Başka bir ev tutma ihtimalimiz sıfır. Özel yurtlar desen sudan ucuz! Gene kaldık ortada. Bizim ne yaptığımızı, nerede kaldığımızı öğrenmek için sonraki yazımı beklemeniz gerekecek ;) 



   Takipte kalın. Sağlık ve mutlulukla...

Anılarla Bloggerlar köşesini ben çok sevdim ya siz?

3 Şubat 2017 Cuma

YVES ROCHER KADİFE DOKUNUŞLU TEKLİ FARLAR

Selamlar Yves Rocher Fransa'nın insana ve doğaya saygılı bir kozmetik markası olarak en sevdiğim markalar arasında yer alıyor.Dünyada 6000 satış noktası bulunan marka ambalajdan ürünlerinin içeriğine kadar doğallığı ön planda tutarak gönül rahatlığıyla kullanabileceğimiz ürünler üretiyor.Rehberi doğa olan markanın her ürününü denemeyi çok sevdiğimi söylemek istiyorum.

Peki siz Yves Rocher Kadife Dokunuşlu Tekli Far serisini gördünüz mü?
Bitkilerin renklerinden esinlenilerek hazırlanmış olan koleksiyon gözlerinize doğanın en saf renklerini yansıtmayı vaat ediyor.

Yves Rocher markasının denemem için gönderdiği tekli far ve allıkların renkleri gerçekten çok hoşuma gitti.Yapıları pudramsı ve kadife gibi yumuşacık,pigmentasyonları oldukça başarılı.Son bahar yapraklarıyla donattıkları pakette bu renkleri görünce ilk aklıma gelen tam sonbahar renkleri oldu.
İçlerini rahatça görebileceğimiz şeffaf kapaklı ambalajlarda tasarlanan ürünler tam çantaya atıp çıkmalık.Yalnız içinde herhangi bir aplikatör bulunmuyor.Bu benim için sorun değil ama yeterli fırça stoguna sahip olmayan genç arkadaşlarımız için sorun olabilir.

Sedefli,ışıltılı ve mat renklerden oluşan seri Paraben içermiyor.İçeriğinde bulunan Pirinç Özü sayesinde çok daha canlı renkler elde edilmiş.Bende bulunan  4.5 Orange Cosmos Mat ve 14.Rose Boise Mat mat yapıda renkler.
Oldukça kalıcı ve yumuşacık yapılarıyla renkleri uygulamak çok kolay.Farklı teknikleri uygulamak için kullanılabilecek farların pigmentasyonlarınıda çok beğendim.

Elimdeki diğer ürünler 37.Brun Cafe Mat far tam buğulu makyaj yapmak için uygun son derece hoş koyu kahve bir renk ve 10.Rose Acajou Allık saten dokunuşlu allık serisinden yumuşacık yapılı çok güzel bir bakır rengi.
Allık fırça ile son derece kolay uygulanıyor ve dağıtılabiliyor.Oldukça kalıcı olduğunu söylemeliyim.İçeriğinde Muskat Gülü Yağı mevcut olan allığın rengini de dokusunuda çok sevdim.Tasarım olarak farlardan farklı olmayan allığı ben bazen far olarak bile kullandım.Farlar 32.90 lira allıklar ise 37.03 lira ya satılıyor tabii ki indirimler sırasında çok daha uygun fiyatlara sahip olabilirsiniz.Yves Rocher Kadife Dokunuşlu Tekli Far ve allıklarını çok sevdiğimi söylemeliyim.
Allık ve farlarını daha yakından incelemek isterseniz sizi YVES ROCHER sitesine alabilirim.

OLUMLU ÖZELLİKLERİ:Yapısı,dokusu,pigmentasyonu güzel,sürümü kolay,paraben içermiyor,fiyatı uygun.
OLUMSUZ ÖZELLİKLERİ:İçinde aplikatörü yok.

30 Ocak 2017 Pazartesi

ANILARLA BLOGGERLAR-7


Selamlar bugün gene yepyeni çiçeği burnunda bir blog konuk yazarım olacak ve gerçekten yüreğinizi burkacak bir anısını sizlerle paylaşacak.DİPLOMASIZ PSİKOLOG adlı blogun sahibesi sevgili Dilay'ın blogunun ilk takipçisi oldum.Kaçıncı oldu bu hiç hatırlamıyorum ama bir çok blogun ilk takipçisi oldum ve nedense bu bana çok özel geliyor.Çünkü bir blog açılır,yazılar orada öylece durur ve keşfedilmeyi bekler.Ne zaman yeni bir bloga rastlasam ilk okuru olsam içimde tuhaf bir sevinç oluyor,kendimi çok özel hissediyorum.

Arkadaşımızın blogu son derece sade blogger şablonlu zamanla daha profesyonel bir bloga ihtiyaç duyacağına eminim.Henüz sadece 4 yazısı mevcut fakat gene de hepsi yüreğinden dökülen çok özel yazılar olmuş.18 yaşında olan ve psikoloji okuyan arkadaşımızın  yeni yaşamını adım adım paylaştığı blogunu seveceksiniz.Ben en çok YAĞMUR adlı yazısını okumanızı tavsiye ediyorum.Hadi gelin sizler için hazırladığı o çok özel anısını okuyalım şimdi.Eğer sizde blogumda herhangi bir anınızla yer almak isterseniz kelebeketkisi39@gmail.com adresinden bana yazın.Keyifli okumalar.


Herkese merhaba , ben Diplomasız Psikolog blogunun yazarı Dilay , öncelikle bana sizlerle tanışma fırsatını veren sevgili ‘’Kelebek Etkisi’’ ne , sonra da yazdıklarımı okuyacak olan sizlere şimdiden çok teşekkür ediyorum. 

 Severek takip etmeye başladığım tatlı blogger arkadaşım bana blogunda konuk olmamı teklif ettiğinde gerçekten çok mutlu oldum , bu hem yeni başladığım bloggerlık deneyimime büyük katkıda bulunacak hem de aşırı tatlı ve ilgili bir bloggerla yakından iletişim kurmama öncülük edecekti yani anlayacağınız benim için mükemmel bir teklifti tabii ki hemen harekete geçtim ve buradayım umarım hepiniz zevk alarak okursunuz J 

Bu bloga konuk olma teklifini ilk aldığımda nasıl bir şey yazmalıyım diye çok düşündüm ve konsept dışına çıkmak istemediğim için bir anımı paylaşmak istedim aslında bir acımı da diyebilirim…

   Maddi yönden çok parlak bir çocukluk geçirmedim fakat çok büyük bir şansım vardı,köyümüz  yaşadığımız ilçenin bir köyüydü yani İstanbul’da bir köy hayatı yaşadım diyebilirim. Hiçbir zaman sabahtan akşama kadar çizgi film izleyen veya barbie bebekleriyle oynayan bir kız çocuğu olmadım. Çoğu zaman akranım olan kuzenlerimle birlikte bir şeyler üretme peşindeydik bir nevi kendi oyuncaklarımızı kendimiz inşa ederdik. Bir gün arabada köyümüze doğru giderken bir afiş gördüm ‘’Şişme Havuz’’ ama o hayalinizde canlanan çocuk havuzlarından değil 1 ton falan su alıyordu. Kafama koydum o havuzu istiyordum. Tabi hemen çetenin ele başı gibi gidip kuzenlerime anlattım ve para biriktirip almaya karar verdik. Hikayenin buraya kadar olan kısmını sakın unutmayın çünkü anlatacaklarımın sonunda tekrar buraya döneceğiz…

   Telefon çaldı , annem telefonu açtı ve ağlamaya başladı. O zamanlar da benim ayağım kırık olduğu için alçıdaydı ve evde yatıyordum. Annem yanıma gelip ; ‘’ kızım şimdi baban gelecek ve seni anneannene bırakacağız lütfen korkma ve üzülme ‘’dedi . İlk aklıma gelen dedemin vefat etmiş olabileceğiydi  , yaşlı ve hastaydı. Hayır , ölen ; kayınvalidesinin 7 ‘ si için alışveriş yapıp pirinç ve ayranları kapıya bırakarak işine giden ve bir daha sağ olarak o eve geri dönemeyen amcamdı…

Amcam çok iyi bir insandı , o yaşıma kadar kimseyi kırdığını ,kötü bir laf söylediğini görmemiştim . İnşaat ustası olarak çalışır , herkes onu inşaatına dahil etmek için yarışırdı. Yemeyi en sevdiği şey yoğurt, zeytin ve ekmekti , tıpkı babam gibi… Çok vakit geçirememiştim onunla ama o mükemmel adamı ve güzel kalbini görebilmeyi başarabilmiştim tüm benliğimle. 4 kızı vardı daha 2 tanesinin evlendiğini görmemişti. 1 torunu vardı diğeri de yoldaydı ama o göremeden gitti.

O güne dönelim. O gün annemin gelmemem için diretmesine rağmen ben gitmek istedim , babamın araba kullanırken yolu gözlerinin buğusundan zor gördüğünün farkındaydım , bu amcamı son kez görmek için son şansımdı.  Eve girdiğimizde amcamı yere yatırdıklarını gördüm.

Neden ölürdü ki insan , yapacağı bu kadar iş varken , ona ihtiyacı olan bu kadar insan varken ve daha 50’li yaşlarındayken… Neden üstüne koymuşlardı o bıçağı , üstündeki  çarşaf niye kar beyazıydı…

 Ben bu düşüncelerdeyken dedemle babaannem girdi içeri babaannem perişandı ağlamaktan masmavi gözleri kan çanağına dönmüştü. Dedem ise hiçbir şeyden habersiz ah vah diyordu (dedem alzheimer hastasıydı ve çocukları , eşi dahil kimseyi tanımıyordu). Ben çaresizce derin düşüncelerle etrafa bakınırken dedemin amcamın başının yanına oturduğunu gördüm ve gözünden düşen bir damla yaşla birlikte ağzından şu kelimeler döküldü ; ‘’benim oğlum mu öldü?’’.

 1 dakikalığına hatırlamıştı oğlunu ve daha onu kaybetmenin acısını yaşayamadan tekrar unuttu…

Amcamı aldılar ve bir tabuta koydular , tabut dualar eşliğinde gözden kaybolduktan sonra  annemler onun başkasının ölümü için aldığı pirinçlerden yaptıkları pilavları ve ayranları dağıtmakla meşgul oldular…

 Kime niyet kime kısmet sözü ilk defa bu kadar acıtmıştı canımızı. Amcam gitti, vefatının üzerinden günler , aylar , yıllar geçti peki başta anlattığım havuz hikayesinin sonu ne oldu merak ediyorsunuz değil mi?

O havuz biz hayal ettikten kısa bir süre sonra amcamın gri doblosunun bagajından indi ve bizim oldu. Ben o arabayı da ,o havuzu da ,amcamın onu bagajdan çıkarırken ki yüz ifadesini de ömrüm boyunca unutmayacağım. Nur içinde yat amcam…


Sitede yer alan yorumlar ve içerik yazarın kişisel ve objektif görüşlerini yansıtmaktadır. Blogda bahsi geçen ürünlerin okuyucular tarafından kullanılması halinde oluşabilecek sorun yada memnuniyetsizlikten dolayı yazar hiçbir sorumluluk kabul etmemektedir.


Yazılarımın izinsiz ya da kaynak belirtilip link verilmeksizin kopyalanması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu'na göre suçtur. Aksine hareket eden blog ve siteler hakkında yasal işlem başlatılacaktır.