adsense

29 Eylül 2016 Perşembe

MİNİMALİST YAŞAM FELSEFESİ VE KELEBEK

   Selamlar son zamanlarda evdeki eşyalar üzerime üzerime gelmeye başladı.Neden bilmiyorum ala ala bıktım belki de doydum.Etrafta bir sürü kitap,resim,biblo baktıkça sıkılmaya başladım.Tatil dönüşü minimalist felsefeyle ilgili bir kaç yazı okudum ve uygulayabildiğim kadarını evim boyandıktan sonra büyük temizlik esnasında denemeye karar verdim.

   Öncelikle minimalist yaşam felsefesi nedir?

   Hayatımızı şekillendiren maddi veya manevi unsurlardan ihtiyacımız fazlasını elemek yani yok etmek,atmak ya da hediye etmek.Bu arkadaş topluluğumuzdaki işe yaramaz fazlalıklardan kurtulmakta olabilir,kütüphanemizde hiç sevmediğimiz halde hala duran kitaplardan da olabilir.Bu insana hareket özgürlüğü,rahatlık,hayat kalitesini arttırma lüksü kazandırıyor.

   Biliyorum uygulaması çok zor ben de bütün gerekliliklerini yapamadım zaten ama yaptığım kısım bile nefes almama yardımcı oldu.Gerçekten evde otururken nefes alamadığımı hissediyordum.O resimler,biblolar bana gereksiz ve çok fazla gelmeye başlamıştı.

   İlk olarak kütüphanemden başladım.Yardımcı kadınım ile birlikte üniversite yıllarımdan kalmış olan bütün fotokopileri ayıkladık.Çocuk kitapları çok fazlaydı bir kısmını kızıma ayırdım diğerlerini yardımcımın oğluna yolladım.İşimiz bittiğinde kocaman siyah büyük çöp poşeti doluydu.Biz atamadık eşim zorla götürüp attı.

   Sonra yıpranmış koltuk takımlarıma sıra geldi.Altları sandıklıydı ve tonla eşya doluydu.İlk olarak gidip sandıksız yeni bir takım aldım.Altındakileri ayıkladım işime yaramayanları bebek kıyafetleri,hamilelik kıyafetlerim,küçülmüş hırkalar hepsini torbalara doldurup kayınvalideme verdim oda köye yolladı.

   Tv ünitem süs doluydu hatta kırılmış parçalar bile vardı.Hatıradır diye saklıyordum ve hatıraları kalbimde saklamaya karar verdim hepsi çöpü boyladı.Tv ünitemde sadece sevdiğim parçalar kaldı ve şimdi çok şık görünüyor.

   Eskimiş zigonlarımı da ihtiyaç sahibi birine verdim.Oturma odamın halısına da takmıştım kafayı evde renkli,desenli halı görmek istemiyorum;gittim krem rengi desensiz bir halı ve üç parça zigon takımı aldım.Diğer halılarımı degişemedim ama o desenler,renkler beni fazlaca rahatsız ediyor.Her şey sade olsun istiyorum.

   Gardırobumdan eskimiş kazaklarımı,kemersiz asla giyinemediğim devamlı düşen pantalonları,markası üzerinde küçük aldığım gömlekleri ayıkladım.Yardımcımın kızı hepsini bayılarak aldı.Bol bol giyinir genç kızım.Ama daha ayıklanması gereken o kadar parça var ki.Bu konuda biraz başarısız oldum kabul ediyorum.49 kiloya düşünce bütün eteklerimi daralmıştım.Sonra gene kilo aldım ve zayıflarım belki diye hepsini tutuyorum ne yazık ki.Zayıflarım inşallah:((

   Ayakkabılarıma hiç bakamadım onlar hala duruyor onca topuklu şık ayakkabıyı giyinemiyorum ama atamıyorum da gençlik günlerimde nasıl o rahatsız şeyleri giyermişim.Kıyamadım ayakkabılarıma.Çantalarımı zaten önceden ayıklamıştım benim şu an 5 çantam var ve yetiyor yani.

   Makyaj malzemelerimi de ayıkladım ama 12 far paletimi kimseye veremedim onlar duruyor.Yalnız ucuz rujlarımı,makyaj bazlarımı,tekli farlarımı,ojelerimi bayağı azalttım.Kontrollerim sırasında ojelerin çoğunun bozulduğunu gördüm onlar çöpe gitti.Çekmecenin diplerine sıkışmış bir sürü maske buldum hepsi unutulmuştu.Kullanmaları için genç kızlara verdim.

   Sonra kızımın odasına geçtik.Yırtık kitaplarını,kırılmış oyuncaklarını,geçen yılki defterlerini,eskimiş çantalarını attım.Beğenmediği bebeklerini kendi ayıkladı köye yolladık çocuklar bayılmışlar ve hala otuz küsur bebeği var.

   Salon takımlarımda dört tane gümüşlük,dolap var eskiden öyle modaydı ve pek kullanılmadığından eskimedi de o yüzden hiç birini atamadım eğer değiştirirsem küçük bir masa ve bir gümüşlük alacağım sadece ve onlarda beyaz olacak.

   Birde bir sürü hediye buldum mutfakta kahve fincanları,tepsiler,ufak tencereler kimden geldiğini bilmediğim paketleriyle bir köşeye tıktığım şeyler.Hepsine baktım ve bir yerlere giderken yanımda götüreceğim onları da.Eskimiş masa örtülerimi attım ve hanidir kenarda bekleyen yenilerini serdim.Çizilmiş teflon tavalar çöpü boyladı.

   Yılda en azından bir kere büyük temizlik esnasında gereksiz,kullanmadığımız eşyaları birilerine vererek ya da bazı sitelerde satarak hayatımızdaki bir çok yükten kurtulmuş oluyoruz.Artık çok ucuz diye üç tane ruj almak istemiyorum.Pahalı ama bir tane rujum olsun benim için değerli olsun istiyorum.

   Sırada kullanmayıp blogun adına açtığım sosyal medya hesapları,aktif olmayan e mail adreslerim,gereksiz basın bülteni yollayan kuruluşlardan kurtulmak,telefon rehberimi temizlemek,telefonumdaki resimleri silmek,gereksiz arkadaşlardan arınmak gibi bir çok iş var.Bakalım ne kadar başarılı olacağım.

   Son olarak minimalist felsefeyle ilgili bir kaç sözle sizlere vede ediyorum.Sevgiler...

   
  • "Önemli olan hayatta en çok şeye sahip olmak değil, en az şeye ihtiyaç duymaktır". (Platon)
  • Ne kadar az o kadar çok.
    • Karmaşık şeylerin güzel olduğunu düşünmek insanların ortak yanlışıdır. (Descartes)
    • Sade  basit olmayan, yalın ama yavan olmayan bir güzellik anlayışıdır. (Hegel)
    • Fakirlik, yoksunluk, eksiklik değildir minimalizm; aksine bilinçli bir tercihtir; zor olanı seçmektir, azla çok yapmaktır. (Ludwig Mies van der Rohe)
    • Akla, hem de saf akla hitabeden sadece saf akıl ile haz alınan bir güzelliktir minimalizm. (Kant)

       

      

       

    28 Eylül 2016 Çarşamba

    AH BENİM ARKADAŞLARIM

       Selamlar dünkü yazımdan sonra gerçekten ilginç bir arkadaş çevresine sahip olduğumu fark ettim.Dünkü yazımı okumak isterseniz BURADAN lütfen.Aslında arkadaşlık kurmakta oldukça zorlanan bir insanımdır düşününce hep arkadaşım diyen insanların aslında hiç arkadaşım olmadıklarını gördüm.Kendim için demiyorum ama eğer kendinize güveniniz varsa,başarılıysanız,güzelseniz üstüne havalıysanız,çok hayranınız varsa hiç kimse sizinle arkadaş olamıyor.Bir süre sonra kıskançlıklar,sizi küçük düşürme davranışları başlıyor.En iyisi evinize girip kapıyı kapatmak diye düşünüyorum.

       Dediğim gibi son derece ilginç arkadaşlarım var benim bugün size başka bir lise arkadaşımı anlatmak istiyorum.Bakalım siz de hikayesini ilginç bulacak mısınız?

       Ç yi aslında ortaokul vakitlerimden beri tanırdım ama lisede aynı sınıfa düştük ve samimi olduk.Sarı saçlı,mavi gözlü,zayıf ve bence oldukça güzel bir kızdı.Ama arkadaşım çok kısmetsizdi.Herkese bir sürü çıkma teklifi gelirken benim arkadaşıma hiç gelmezdi.Yalnız çok saf bir kızdı herkesin yanında "Yaa sende bir sevgili buldun ben hala bulamadım."derdi.Yani bütün sınıfın hatta okulun onun bir erkek arkadaş aradığından haberi vardı.

       Sadece bir kere biri çıkma teklif edecek gibi yaklaştı ama oda meğer sınıftaki başka bir kıza yaklaşmak için öyle yapmış sonra diğer kızla çıkmaya başladı.

       Bir gün biz teneffüsteyken biri Ç'nin Edebiyat kitabının arasına bir not bırakmış.Gizli hayranı olduğunu yazmış ve saat 12 de kantinin önünde buluşmak istediğini belirtmiş.
    Bizim kız bir sevindi ki sormayın,havalara uçuyor.Yalnız bize garip geldi bu durum ya biri şaka yapıyor olmasın dedik.Çok kızdı "Size aşk mektupları geliyor ne yani bana gelemez mi?" dedi.Ve kantinin önüne gideceğini söyledi.

       Öğlen arası bir işimiz vardı hızlıca halledip koşa koşa kantinin önüne gittik.Bir de baktık ki bizim kız kantinin önünde dikiliyor ve sınıfın bütün erkekleri karşıya dizilmiş buna bakıp gülüyor.Zorla koluna girip götürdük hala belki gelir durun bekleyelim diyordu.

       Ardan yıllar geçti okul bitti,üniversiteler bitti ve çalışma hayatına başladık.Artık yavaş yavaş herkes evlenme moduna girdi.Bu uzun dönemde bizim arkadaşımız hala birini bulamamıştı.Hiç unutmam bir arkadaşın bir kaç gün sonra düğünü vardı ve son kez bir parkta buluşmuştuk.Başka bir şehire gidecekti evlenecek arkadaş.Ç hala aynı şekilde"Ne güzel evleniyorsun ben hala birini bulamadım."diyordu.Arkadaş dayanamadı ve "Keşke benim yerime sen evlenseydin o kadar üzülüyorum ki inan içim buruk gideceğim"dedi.

       Sonra bir kaç ay sonra bende evlendim ve diğerleri de geride hep buruk bakışlarını hatırlarım arkadaşımın.Ben yaklaşık 4 yıllık evliyken bir gün Ç aradı ve nişanlanacağını söyledi.O kadar mutluydu ki anlatamam.Özellikle benim ve diğer arkadaşlarımın memlekette olduğu dönemde bir tarih almış hepimizi bekliyormuş.Çok sevindim.

       Yaz tatiline ailemin yanına gittiğimde nişan tarihi geldi,çattı.Kalktım gittim herkes oradaydı tüm lise arkadaşlarım herkes çok heyecanlı bizim kız herkesten heyecanlıydı.Hiç unutmam pembe bir prenses kıyafeti giymiş ve çok güzeldi.Hepimiz damat beyi merak ediyorduk.Görürsünüz şimdi dedi bir odada oturmuş hep beraber son sigaralarımızı içerken.

       Az sonra damat beyi gördük ve şok oldum.O kadar yakışıklıydı ki ve gayet güzel dolgun maaşlı bir işi vardı.Hepimiz şok olduk.Yani Ç'ye şunu demeden edemedim."Bekledin bekledin ama hepimizin bulduğundan çok daha iyisini buldun Allah mesut etsin."Herkes damada bayılmıştı.Ç mutluluktan havalara uçuyordu her şey harikaydı.

       Düğünlerini hemen yapmak istemişler nişandan sonra fazla beklemediler.Ne yazık ki ben katılamadım ama annem gitti.Oda çok yakışıklı bulmuş damadı.Neyse bizim kız evlendi ve İstanbul a yerleşti.

       Uzun süre göremedim ama telefonla konuştuk ara ara.Dediğine göre her şey yolundaydı.Yalnız bir bayram eşinide almış annem ile bayramlaşmaya gitmiş.Annem telefonda "Ç eşiyle hiç anlaşamıyor çocuk ona bağırıyor hep oda çok fazla konuşuyor.Fazla sürmez bu iş."demişti.

       Aradan 6 yıl geçti defalarca telefonda konuşmamıza rağmen Ç herhangi bir olumsuzluktan bahsetmemişti.Her şey harikaydı anlattığına göre.Çocukta şu anda düşünmüyorlardı çünkü Ç anoreksiya hastalığına yakalanmıştı ve yeni atlatmıştı.

       Sonra bir gün beni aradı ve boşanacağını söyledi.Olmuyor dedi anlaşamıyoruz.Oldukça şaşırdım her şey harikaydı ama anlatmadığı bir şeyler vardı demek.Sağlık olsun dedim.

       Anneme durumu anlattım.Ya dedi aslında ben komşulardan bir şeyler duydum ama ne kadar doğru bilemiyorum annesiyle bir konuşacağım.Bir kaç gün sonra annem aradı.Annesiyle konuşmuş ve duyduğu her şey doğruymuş.Aslında oranın yerlisi herkes durumu biliyormuş.Haberi alınca şok üstüne şok oldum.

       Meğer bizim kızın evlendiği çocuk çift cinsiyetliymiş.Çocuğun ailesinde bir kaç tane daha çift cinsiyetli varmış.Ve bunu çoğu kişi biliyormuş.Ç bunu bile bile sırf evlenmek için kabul etmiş çünkü evlendikten sonra belki ameliyat olur,düzelir diye düşünmüş.Bilmiyorum artık detayları hiç bir şey istediği gibi olmamış yani bizim kız sadece evlenebilmek için evlenmiş ve boşandığında kız oğlan kızmış.

      Haberleri duyunca gerçekten şok oldum ama Ç asla bu durumu kimseye açıklamadı.İstanbul da kaldı memlekete geri dönmedi ve orada çalışarak tek başına yaşamaya devam etti.Bir kere görmek istedim müsait değildi olmadı.

       Aradan yıllar geçti.İki yıl önce beni tekrar aradı ve evleneceğini söyledi.Bir boşanmış beyle tanıştırmışlar bunu.Adamın çocuğu yokmuş.Devlet memuruymuş.Hayırlısı olsun dedim.

       Şimdi iki yıllık evliler ve bir yaşında bir kızları var.Sosyal medyadan izlediğim kadarıyla oldukça da mutlular.Bana çok yakın bir ile tayinleri çıktı.Beni görmek istiyor ama bilmiyorum ben korkuyorum.Çünkü her suratına baktığımda sakladığı sır aklıma gelecek ve kendimi tanıyorsam içimden hep ben biliyorum demek gelecek diye korkuyorum.

       Biliyorum arkadaşımın mutluluğu önemli onun adına çok seviniyorum ama bende farklı bir insanım işte bazı şeyler içimi rahatsız ediyor.Bu yüzden pek görüşmek istemiyorum.Acaba gene yalanlar duyacağımdan mı korkuyorum...

     

     
     

    27 Eylül 2016 Salı

    FAZLA NAZ AŞIK USANDIRIRMIŞ

       Selamlar son günlerde hazırda hiç yazım yok kozmetik yazısı paylaşmakta içimden gelmiyor aslında.Bunun için size hayatımdan kesitler içeren yazılar sunmak istiyorum.Mesela bugün beni gerçekten çok sinirlendiren bir olay aklıma takıldı üzerinden yıllar geçti ama  aklıma geldi bugün bir ara ve gene sinirlerim tepeme çıktı.

       Lise arkadaşları çok özeldir bildiğiniz gibi;oradaki dostluklar çıkarsız ve son derece saftır.Bende lisede 4 kişilik bir kız grubuyla geziyordum hala da görüşür arada eski günleri yad ederiz.Her ne kadar farklı yerlerde yaşasak da yazları ailelerimizin yanında ara ara buluşabiliyoruz.

       Bu kız arkadaşlarımdan biri bir ofiste çalışmaya başlamıştı yıllar önce tüm gün internetteydi.O zamanlar msn vardı oradan görüşüyorduk.Konuştuğu çok insan olduğunu biliyordum ama ben ne zaman internete girsem mutlaka benimle de sohbet eder hatta bir iki gün girmesem arayıp iyi olup olmadığımı sorardı.

       Sonra bir gün beni tekrar aradı evlendiğini söyledi.Çok şaşırdım internette tanıştığı bir adama kaçmış hemde bambaşka bir şehire tabii ki bir süre ailesiyle arası düzelmedi.Benim aklıma ilk gelense"Adam acaba nasıl biri?" oldu.Sık sık arayarak nasıl olduğunu öğrenmeye çalıştım.Artık evinde internet bağlantısı yoktu,çalışmıyordu da tek iletişimimiz telefon yoluyla oluyordu.Ama iyi olduğunu söylüyordu.Bir süre sonra da ailesiyle barışmışlardı.

       Aradan iki ay kadar geçmişti.Ben yaz tatili için ailemin yanına gittim.Beraberce gezmelerimiz başladı.Bir gün telefonumda bir cevapsız arama gördüm.E olarak adlandıracağım arkadaşım aramış.O sırada geri arayamadım oldukça meşguldüm yaklaşık bir hafta sonra geri arayabildim ama telefon açılmadı.İşi vardır diye düşünerek üstünde durmadım ve tatil boyunca bir daha aramadım.

       Tatilden dönüşte tekrar aradım telefon çalmasına rağmen açan olmadı,bir daha aradım telefon kapandı.Oldukça meraklandım iki ay boyunca devamlı aradım günde altı,yedi kere telefon önce çalıyor sonra ulaşılamıyordu.

       İyice telaşlanmaya başladım.Liseden diğer arkadaşlarımı aradım E ile konuşup konuşmadıklarını sordum.Hepsi arayıp geri döndüler ve telefonun açılmadığını söylediler.Aklıma bin bir türlü düşünce geliyordu acaba öldürüldü mü,başına bir şey mi geldi,bu adam kimdi,kızı kötü bir şeylere mi alıştırdı,başına bir şey mi getirmişti.Aramalarıma ve mesaj çekmelerime devam ederken ailesini de telaşlandırmak istemiyordum çünkü bizim aramızda sırlar vardı.Başına bir şey gelmiş olsa dahi ailesinin bilmesini istemeyebilirdi.

       Önce babamı aradım ve babasının nasıl olduğunu sordum.Gayet iyi dedi babam.Sonra kardeşimi aradım köylerine gidip abisine fark ettirmeden nasıl olduğunu sormasını istedim.Kardeşim sağolsun gidip sormuş abisi iyi demiş.Ailesinin bir şeyden haberi olmadığı sonucuna vardım.Artık tek bir çarem vardı polise haber vermek.

       Oldukça kafam karışık günler geçirirken aramalarıma devam ediyor ne yapacağımı bilmiyordum.Liseden gene bir arkadaşımı arayıp çok telaşlandığımı,bu kızın başına kesin kötü bir şeyler geldiğini söyledim.Defalarca onlara da aratmıştım ve hiç telefonu açmamıştı.

       Polisi arayacağımı söyleyince lise arkadaşım artık dayanamadı."Bak sana söyleyeceğim ama kızmayacaksın."dedi.Genel olarak oldukça sakin karşılarım olayları ama anlattıkları karşısında hayatımda hiç sinirlenmediğim kadar sinirlendim.

       Meğer E herkesin telefonunu açmış ve onlara açmadı deyin demiş.Çünkü ben ilk aradığında bir hafta geç dönmüşüm diye sinirlenmiş.Liseden diğer arkadaşım kızmış yani kız senin hayatından endişe ediyor bu çok ağır bir ceza olmuş diye."Sen karışma demiş açmadı telefonu de."Oda olaya karışmamak için bir süre öyle demiş ama sonra benim polisi arayacağımı duyunca söylemek zorunda kalmış.

       O kadar fazla sinirlenmiştim ki hiç sakin kalamadım.Bayağı bir bağırdığımı hatırlıyorum sonra telefonu kapatıp E'ye bir mesaj attım hiç kibar olamadım doğrusu.Geri aradı hemen beni açmadım aradan on üç yıl geçti dün gene aradı gene açmadım.Ancak sinirlerimi depreştirdi araması.

       Ben suçlu olduğumu hiç sanmıyorum arada müsait olmadığımızda geri dönemiyoruz ama iki ay boyunca beni merakta bırakması,panik atak krizine sokması,kendini ne sanıyorsa düşündükçe deliriyorum sanki ekmeğimi,suyumu veriyor ona muhtacım.Arkadaşlık bir yere kadar,bir an geliyor tüm iyilikler,güzel anlar yok olup gidiyor.

       Arkadaşlık nedir?Zor anlarda yanında olmaktır,mutlu anları paylaşmaktır,sırlarını onla paylaşmak ama sırlarının esiri olmamaktır,güvenmektir,affetmektir...

       Demek ki biz arkadaş olamamışız çünkü affedemiyorum...
     

    21 Eylül 2016 Çarşamba

    PEKİ CİDDİ FİRMA NASIL OLUR-2

         Selamlar üç gündür ciddi ve ciddiyetsiz firmalar hakkında yazılar yazıyorum bu son yazı olacak.Önceki yazılarımı okumak isterseniz. BLOGGERLARI BEKLEYEN TEHLİKELER-CİDDİYETSİZ FİRMALAR  ve PEKİ CİDDİ FİRMA NASIL OLUR?

        İkinci yazımda sevdiğim firmaların adlarını da belirtmiştim.Ve gayet güzel de yorumlar aldım fakat abarttığımı düşünen arkadaşlarda oldu.Kimseye yaranmak gibi bir derdim olmadığını söylemeliyim.Bahsettiğim firmalarla hiç bir sorun yaşamadan çok güzel projeler gerçekleştirdik doğruya doğru üstelik bu firmaların ikisiyle bir kaç proje gerçekleştirdik ve uzun süredir herhangi bir çalışma yapmadık ama hep aklımda kaldılar.

        Firmaların biriyle zaman zaman gene projeler gerçekleştiriyoruz ama bir tanesiyle yaklaşık bir yıl boyunca projeler gerçekleştirdik yaklaşık 12 kere çalıştık ve bir gün bir mail aldım adını kapatıyorum mail şu şekildeydi:

       5 Temmmuzda geldi bu mail 

       Merhaba,
    Bu zamana kadar  blogger projesinde yer aldığınız için çok teşekkür ederiz.  
    xxxxx olarak 2016 yılının 2. yarısında farklı projelerimiz devam edecektir. Bu projelerimizde farklı hedef kitlelerine ulaşmayı hedefliyoruz.
    Bu sebepten bazı blogger arkadaşlarımızla yürütmüş olduğumuz projemizi sonlandırıyoruz.
    xxxxx olarak bloggerlarla iş birliği içinde olmaya devam edeceğiz.
    Yeni projelerimizde değerlendirmek üzere bilgilerinizi kaydettik.
    Bu zamana kadarki paylaşımlarınız bize çok büyük katkı sağladı. Bu durum için de tekrardan teşekkür ederiz;iyi çalışmalar dileriz.

       İşte bu şekilde bir mail idi ve benim cevabım şu şekilde oldu:

      Sizinle çalışmak benim için büyük zevkti.Gerçekten son derece ciddi ve profesyonel çalışmalara katkıda bulunmaktan çok memnundum.Projeyi sonlandirmanizida anlıyorum. Insallah ileride yeni projelerinizde gene beraber calisiriz.Iyi calismalar dilerim.

       Ve karşı tarafın cevabı şu şekildeydi:

       Merhaba,

    Anlayışınız için çok teşekkür ederiz.

    Yeni projelerde sizinle çalışmaktan bizde mutluluk duyarız.

    İyi çalışmalar dileriz.

       Yani anlayacağınız Temmuz ayında firma başka bloggerlar ile çalışmak için benimle çalışmayı bıraktılar.Doğrusu hiç kızmadım ve anlayış ile karşıladım çünkü bir sürü blogger arkadaş var ve firma adlarını başka sayfalardan da duyurmak istiyor bundan doğal bir şey olamaz.

       Ben ciddi firmalar arasına adlarını yazdım çünkü gerçekten güzel çalışmalar gerçekleştirdik hepsi profesyonel ve güvene dayalıydı.Hep benim ile çalışsınlar diye bencil olamam benden çok daha başarılı bir çok blogger arkadaşında hakkı var çalışma yapmaya.

       Umarım derdimin hep benim ile çalışanlar iyidir,bana durmadan ürün göndersinler gibi bir şey olmadığını anlatabilmişimdir.Zaten hepimiz kozmetiğe tonlarca para harcayan insanlarız ve gelecek üç beş ürüne kimsenin ihtiyacı yok çünkü bu bizim hobimiz.Geçen yazımın altına bir kaç arkadaşım sevdiği firmaları eklemiş bence bu çok ta güzel olmuş.Madem memnun olmadığımız firmaların adını yazamıyoruz hiç değilse bize değer veren firmaların adlarını analımda yeni blogger arkadaşların hem bir fikri olsun hem de bizim firmalara teşekkürümüz olsun.Sizin çalışıp sıkıntı yaşamadığınız firmalar hangileri yorum yazarsanız çok mutlu olurum.Sevgiler.


    20 Eylül 2016 Salı

    PEKİ CİDDİ FİRMA NASIL OLUR?


    Dün yazmış olduğum BLOGGERLARI BEKLEYEN TEHLİKELER-CİDDİYETSİZ FİRMALAR adlı yazımın sonunda ciddi firmalar ile ilgili bir başka yazı yazacağımı söylemiştim.

    Bloggerların gerçekten yaşadığı bir çok zorluk var fakat kaliteli bir firmayla çalışıyorsanız işiniz çok kolaylaşıyor.Kaliteli ve ciddi firmaları insan zaman içinde deneyimleri sayesinde keşfediyor.Benimde çalışmaktan son derece zevk aldığım,beni yarı yolda bırakmayan,işinin ehli,ciddi firmalar oldu.Çok fazla değil ama oldu.Bu yazımda herhangi bir yerme,hakaret olmadığı için isim vermekte istiyorum doğrusu.

    Öncelikle bir proje gerçekleştirecekseniz ciddi bir firma sizinle her şeyi enine boyuna konuşur.Mesela çekiliş yapacaksanız size öncelikle oldukça düzgün yazılmış bir mail atar ve kendi adından çok firması adına hitap eder.Yani siz irtibatta bulunduğunuz kişinin cinsiyetini fark bile etmezsiniz önemli olan firmadır.

      Ve size açık açık bu çekilişte biz takipçilerinize markamıza ait 100 ml.lik bir el kremi,50 ml.lik  aloe veralı bir yüz kreminden oluşan bir paket hazırlayabiliriz.Size de aynı paketten yollayabiliriz.Çekilişin 15 gün sürmesini istiyoruz ve şu şu hesaplarımızı takip şartı koşuyoruz,kabul ediyormusunuz? türünden bir mail atarlar.Sizin kabul mailinizi gördükten sonra hemen iletişim bilgilerinizi ve mutlaka telefon numaranızı alırlar ki herhangi bir sorunda sizi arayabilsinler.

      Benim en beğendiğim özellikleri devamlı olarak maillerini kontrol etmeleridir.Ciddi firmalar sizin mailinizi en geç bir saat içinde görür ve anında cevaplarlar.Eğer maillerinin sizin elinize ulaşmadığını düşünürlerse telefon açarak sorunu çözerler.

       Sizin kargonuzu adres bilgilerinizi aldıkları gün hemen yollarlar ertesi güne kalacaksa kargo mutlaka size yazarlar ve kargonun takip no su hakkında sizi mutlaka bilgilendirirler ki kargonuzu takip edebilin.

      Çekilişin her aşamasını mutlaka takip ederler ve istenilen üyelikleri yapmayan olursa sizden çekilişe katmamanızı talep ederler.Fakat onlarını takibini sadece siz hissedersiniz takipçilere hiç hissettirmezler.Sonuç açıklanır açıklanmaz size mail atarak kazananın bilgilerini isterler ve hemen o gün kargoyu yollarlar.Sonra sizden ulaşıp ulaşmadığı hakkında bilgi isterler.Paketlemeleri son derece dikkatli ve özenlidir.

      Bütün proje sonuçlandığında bir mail atarak emekleriniz için teşekkür ederek sonraki projelerde görüşmek dileğiyle blogger listelerine adınızı eklediklerini belirtirler.Ve eğer sizden memnun kalmışlarsa hakikaten sonraki projelerde sizi ararlar.

       Bu tür bir kaç firmayla çalıştım size son kullanma tarihi geçmiş ürün yollamazlar,hiç bir şekilde projenin konusundan sapacak sohbetlere girmezler,maillerinizi cevapsız bırakmazlar,son derece kibar bir şekilde yaklaşırlar,projenin başından sonuna destekçiniz olurlar,ürün hakkında yazdıklarınıza müdahale etmezler,ürünü yolluyoruz ama lütfen ben satın aldım yazın demezler,sizden garip,mantıksız isteklerde bulunmazlar,son derece titiz davranırlar ve sizden de karşılığında aynı titizliği beklerler,kargo parasını katiyen ne size ne de takipçinize ödetmezler.

      Böyle firmalarla proje gerçekleştirmek gerçekten son derece rahat ve keyiflidir.Kendinizi değerli hissedersiniz hiç problemsiz gerçekleşir olur biter her şey.Bilmiyorum belki başka bloggerlar sıkıntı yaşamış olabilir ama bana hiç sıkıntı çıkarmayan defalarca çalıştığım bir kaç firma var ve bunların adlarını vermek istiyorum.Bu firmalara titizlik,ilgi,seviye ve kaliteleri için teşekkür ediyorum.İşte isimleri
    1- OTACI

    2-RAEN

    3-LIMONIAN

    4-LİLA KUTU

    Daha hatırlayamadığım bir çok firmayla projeler gerçekleştirdim bazılarından memnun kaldım bazılarından kalmadım çoğuyla sadece bir kere çalıştık  ama gerek çekiliş gerek ürün tanıtımı olsun birden fazla kereler çalışıp eğlenceli işler çıkardığımız firmalar bunlar.Umarım kalitelerinden ödün vermeden devam ederler sevgiler...

    19 Eylül 2016 Pazartesi

    BLOGGERLARI BEKLEYEN TEHLİKELER-CİDDİYETSİZ FİRMALAR

    Selamlar bugün beni blog dünyasında rahatsız eden bir kaç olayı paylaşmak istiyorum.Özellikle genç blogger arkadaşların dikkatle okumasını rica ediyorum.Bildiğiniz gibi markalar artık bloggerlar ile çalışma yapmayı çok seviyor çünkü bizleri takip eden fikirlerimizi önemseyen insanlar mevcut ayrıca büyük reklam masrafları yapmadan adları anılıyor.Eğer proje yaptığınız firma ciddi bir müessese ise hiç bir sorun çıkmıyor gayet güzel bir çalışma gerçekleştiriyorsunuz fakat iş ahlakından yoksun bir firmaysa o zaman işler sarpa sarıyor çok dikkatli olmak lazım.

      Bundan bir kaç ay önce bir firmadan dm aldım sadece şunlar yazıyordu mesajda"Sizinle blogger çalışması yapmak istiyoruz ofisimize gelebilirmisiniz?"Bunu okuyunca şok oldum bu nasıl bir mesajdır.Hemen firmayı takipten çıktım ve engelledim hatta hackerların eline mi geçti acaba diye düşünmeden edemedim.Yani her şeyin bir yolu yordamı vardır önce güzel bir davetiye yollarsın bloggerların mail adreslerine etkinliğimize davetlisiniz diye mesela bana gelmiş eski bir davetteki gibi
    Üstelik tek bir blogger değil bir çok bloggerı davet edersiniz ve sonra tekrar mail atarak gelip gelemeyeceğinizi bildirmenizi rica edersiniz.Yani ofisimize gelir misiniz diye tek bir kişiye atılan mesaj hiç hoş değil ve yanlış anlaşmaya müsait.Adabı bilen,köklü firmalarla çalışmayı seçmeli yeni blogger arkadaşlar diğerlerinden uzak durmalı kanımca.

    Başka duyduğum,gördüğüm olaylarda oldu mesela bir arkadaşa mail gelmişti bundan bir kaç yıl önce bir satış sitesinden "Numune göndermek istiyoruz;nerede oturuyorsunuz?"diye sormuşlar.O arkadaş da semtini söylemiş ve karşılığında gelen cevap şu:"Bize yakınmışsınız kargoyla uğraşmayalım siz bana adresinizi verin ben evinize getireyim paketinizi."denmiş.Tabii arkadaş hemen yazışmayı kesmiş ve bize bahsetti bu olaydan;şok üzerine şok geçirdik.Bu işi hiç anlayamadım firmalar size ürün göndermek isterlerse adreslerinizi rica eder ve kargoyla yollarlar evinize getirelim ne demek?Arkadaş adresini vermek gibi bir hata yapmamış ama zaten güvenilir bulmadığı firmalar için kendi adresini değil eşinin iş yeri adresini veriyormuş.Bunu bende yapıyorum çünkü olur olmaz herkese ad,adres vermek bence doğru değil.

    Bir arada bana ve bir arkadaşıma online bir satış sitesini tanıtmamız için bir teklif gelmişti.Siteyi inceleyip tanıtıcı bir yazı hazırlamamız istenmişti ve bize üç ürün yollanacağı söylendi.Ürünler oldukça pahalı markalardandı ve biz yazıyı hazırladık ürünlerimiz geldi.Ama unutulan bir nokta vardı bize sample ürünler geleceği söylenmemişti.Şaşırdık kaldık insan yaşadıkça bazı şeyleri öğreniyor hakikaten.

    Bir keresinde de büyük bir firma bir PR ajansına tanıtım işlerini vermiş.PR ajansı bize yeni çıkan ürünleri göndermek istediklerini belirtti ve adresimi istediler.Aradan bayağı bir zaman geçti bir çok bloggera ürünler gitmeye başladı.En sonunda bir mail attım ve benim kargomun ulaşmadığını söyledim,takip nosu istedim.Gelen cevapta kargo firması ile görüştük ve kargonuz gelecek şeklindeydi.Daha sonra yazmadım bir daha ve kargo falan gelmedi.Markaya PR şirketiyle ilgili şikayetimi mail ile bildirmeyi ihmal etmedim.

    Bir süre önce gene bir dm geldi kişisel bir hesaptan gelen bir mesajdı ve bir şey sormak istediğini söylüyordu.Cevaplayınca şu şekilde bir konuşma gelişti "Galiba makyaj yapmayı seviyorsunuz.Hesabınızı çok beğeniyorum."Karşılığında ben de kusura bakmayın ama sizinle sohbet edemem bu hiç hoş değil dedim.O zaman karşı taraf "Ben Türkiye ye yeni gelen bir markayı temsil ediyorum acaba ürünlerimizi denemek istermisiniz?"dedi."Kusura bakmayın bu işler böyle yürümüyor  sizin bir reklam departmanınız yok mu?Kusura bakmayın ama sizinle sohbet edemem" dedim.Yalnız bu bey kötü niyetli değildi sadece deneyimsizdi ve işlerin nasıl yürüdüğünü bilmiyordu.Bunu sonraları anladım çünkü bana tekrar yazdı ve "Bir PR ajansıyla anlaştım sizinle temasa geçecekler"dedi.Hakikaten bir on beş gün sonra tanınmış bir ajans dan  telefon geldi ve ürünleri denemem için yollamak istediklerini belirttiler.Bunu da farklı bir anı olarak hatırlarım.

    Daha hatırlayamadığım nice anı var.Bu yazıyı yazmamın ve bazı duyduğum gördüğüm şeyleri sizle paylaşmamın amacı genç,deneyimsiz bloggerların dikkatli olması için bir farkındalık yaratma isteğimdi.Sadece benimde bu alemde bir yerim olsun,bende projeler yapayım diye güvenilmez,ciddiyetsiz firmalarla hiç bir şekilde irtibata geçilmemeli.Büyük konuşmak istemiyorum gördüğünüz gibi zaman içinde benim ve tanıdığım eski bloggerların bile başına olmadık işler gelebiliyor.Aslında hepimiz dikkatli olmalıyız.

    Peki benim için ciddi firma nedir?Bunu da bir başka yazımda anlatmayı planlıyorum.Çok yoğun geçiyor günlerim ve ben blogum ile vakit geçirmeyi çok seviyorum.Sevgiler...


    16 Eylül 2016 Cuma

    SESSİZ ÇIĞLIK


    Selamlar ufak bir hikaye denememi yayınlıyorum bugün umarım beğenirsiniz.
                                                        
          SESSİZ ÇIĞLIK
       Soğuk artık iyice bedenimizi ele geçirmişti. Kalan son güçlerimizle yaşama tutunmaya çalışıyorduk. Dağa ulaşmaya az kalmıştı.Kurtuluş bizi orada bekliyor muydu?

      Bembeyaz karın üzerinde kara bir leke gibi ağır ağır yürüyen kalabalık,sessiz,düşünceli ve sancılıydı.Herkes bir şeyler olmasını bekliyor;geçmiş yaşantısını düşünüyordu.Nihayet dağa ulaştığımızda gördüğümüz sadece bembeyaz bir kar denizi oldu.Kolumuz,kanadımız kırıldı;ne yapacağımızı bilemedik.

      Bazıları olduğu yere çökerek ağlamaya başladı.Bir kaç er bana yaklaşıp şimdi ne olacağını sordu?Ne diyeceğimi bilemedim.

      Az sonra insanı kesen ayazın yanında şiddetli bir kar fırtınası başladı.Kar taneleri hızla suratımıza vurup  etrafı görmemizi engelliyordu.Kalabalık iyice telaşlanmaya başlamıştı.O sırada duyulan bir çığlık bütün kolordunun ip gibi çözülüp etrafa dağılmasına sebep oldu.

      Herkes bağırıyordu: “Öleceğiz,kaçın,kurtarın kendinizi.” Artık kimsenin şuuru yerinde değildi; soğuk,açlık herkesin aklını başından almıştı.Sadece insanlar değil atlarda kalabalığın delirmesinden nasibini alıp çılgınlar gibi etrafta koşuşturmaya başlamıştı.

       Üzerinde olduğum doru at huysuzlanmıştı;şaha kalkarak beni üzerinden attı.Yere düşünce bir süre ne olduğunu anlayamadım.Üzerime düşen bir asker hiç suratıma bakmadan telaşla kalkarak kaçmaya başladı.Ayağa kalkmak zorundaydım yoksa burada ayaklar altında ezilerek ölecektim.Son kuvvetimle kendimi yerden kaldırdım.

       Kafamın arkasında ılık bir sıcaklık hissettim.Elime gelen sıcak,kırmızı kan durumun kötü olduğunu anlatmaya çalışıyordu.Önemsemedim; şu anda bunu düşünemezdim.Bir şeyler yapmalıydım.Bilinçsizce sol tarafıma doğru yöneldim.

       Havadaki yoğun kar taneleri etrafımı görmemi,hareket etmemi,bir şeyler duymamı engelliyordu.Karşı tarafta bir ağaç silüeti görmüştüm ve oraya ulaşmaya çalışıyordum ama ağacın ne kadar uzakta olduğunu anlayamıyor sadece ulaşmak için bütün kuvvetimle yürüyordum.

       Delirmiş gibi bir kuvvetle kar tanelerini yararak üstüme gelen bir karaltıyı fark ettiğimde çok geçti.Bu karaltı gelip bana çarparak yere düşürdü ve yoluna devam etti.Bu bir askerdi o kadar kendini bilmez haldeydi ki beni fark etmemiş ya da önemsememişti.Tekrar ayağa kalkıp bu delirten rüzgar sesini dinleyerek adım adım ilerlemeye başladım.Ağaca ulaşmak zorundaydım başka bir çare bulamıyor, düşünemiyordum.

       Ne kadar yürüdüm;bilemiyorum.Rüzgar uğultusunun arasından belli belirsiz boğuk bir ses duydum:
     -”Komutanım,komutanım.”Sesin nereden geldiğini anlamaya çalışırken bir kaya parçasının önünde olduğumu ve burayı tipiye karşı kendilerine siper olarak kullanan iki askeri gördüm.Beni tanımışlardı ve yanlarına çağırıyorlardı.Kaya parçası oldukça genişti.En azından tipi ters yönden saldırdığı için birazda olsa koruyabilirdi bizi.Birden çok sevindim minnetle askerlerin yanına çöktüm sırtımı kayaya verdim.Şimdi üçümüzde yan yana oturuyorduk.Askerler beni gördükleri için çok sevinmişlerdi.Bu zor koşullarda sığınacak ufakta olsa bir yer  bulduğumuz için çok mutluyduk.

       Bu askerleri daha önceden hiç gördüğümü sanmıyordum.Hemen iri olanı konuşmaya başladı:
     -:”Komutanım geldik,sığındık işte buraya bizi idare eder yardım gelene kadar…”Adının Kerim olduğunu söyledi.Erzurumlu Kerim iri yarı,kapkara gözleri olan yağız bir delikanlıydı.20-21 yaşlarında vardı.Gözleri yakıcı,delici bir ifadeyle bembeyaz ortamda iki kara leke gibi parlıyordu.

       Hemen yanımda oturan diğer asker olsun olsun 15-16 yaşlarında ufak tefek,son derece zayıf,kapkara bir oğlandı.O kadar kısaydı ki yan yana dursak ancak göğsüme gelebilirdi.Malatyalı Sabri olduğunu söyledi.Soğuktan tir tir titriyordu.Halini görünce içim burkuldu.Fazla dayanamaz gibi geldi bana o kadar küçüktü ki.Genç bile diyemeyeceğim çocuk olan askerlerin burada olması haksızlık diye düşündüm.Bu çocuk burada olmamalıydı.Ne yazık ki askerlerin bir çoğu 15-20 yaş arası gençlerden oluşuyordu ama hiç değilse biraz daha gelişkin olanları seçilseydi.

       Sabri dişleri takırdayarak konuşmaya başladı:”Komutanım siz daha iyisini bilirsiniz ya;biz buraya düşmanla savaşmaya geldik.Ama şu halimize bak soğukla savaşıyoruz.”
    Yeni yeni terleyen bıyıklarının altından güldü.”Evet.”dedim.”Sanırım öngörülen süreyi hesaplarlarken dağların bizi engelleyeceğini ve soğuğu hesaba katmamışlar.”Bir şey daha diyecektim.Sustum.Askerlerin üzerindeki yazlık üniformalara bakınca kendi üstümdeki kışlık,kalın kıyafetlerden utandım,başımı öne eğdim.

       Erzurumlu Kerim:”Evet ya bir hata olmuş ama bir çaresi bulunur bizi,vatan evlatlarını burada bırakacak değiller ya.Yardım yoldaymış.Erzak,yün içlik,çorap gelecekmiş.Çok sürmez hepsi de gelir,bulur bizi.”Başımı önümden kaldıramadım.Sessizce “Evet.”dedim.Yardım için gelen gemilerin Karadeniz de batırıldığını söyleyemedim.

       Umut değil mi bir insanı yaşatan,birisinin umutlarını yok etmek onun dünyasını yok etmek demek;yapamadım.Onun yerine konuşacak başka şeyler bulmaya çalıştım.”Gençler, eve dönünce neler yapacaksınız bakalım?”

       Sabri titreyerek konuşmaya başladı.Ellerinin morardığını fark ettim;kendi farkında değildi sanırım.”Komutanım benim bir anam bir de bacım var;babam ben beş yaşındayken hastalanmış ne olduğunu anlayamamışlar.Hocalar okumuş,üflemiş ama ne hacet olmamış;kurtaramamışlar babamı.Sonra anam bizi büyütmek için çok zorluklar çekti.Kimi zaman konu komşudan yardım aldı.Eve dönünce alacağım bacımı,anamı köyden götüreceğim ;başka bir yerde nerede iş bulursam orada yaşayacağız.”

       Kerim:”Komutanım benimde anam geçen yıl öldü.Yeni evlenmiştim;üstünden çok geçmeden ölüverdi zavallıcık.Çok yaşlanmıştı;dayanamadı garibim.Karım gebe,kardeşlerim var;köyde onların yanına koydum geldim.Döneceğim inşallah köyümde tarlam var;ekip biçeceğim sonra yavrumu seveceğim.Aklım hep orada sorma?

      ”Sabri:”Yemenden hemen buraya verildi bizim alay.Gidip de göremedim evimi.Yemenin sıcağını buranın ayazına,karına yeğlerim keşke orada kalsaydık.Peki ya sen komutanım.”Biraz duraksayıp konuşmaya başladım:”Ben İstanbul da bir ana bir de yavuklu bıraktım.Bekliyor beni dönüp alacağım onu sonra anamla beraber yaşayacağız inşallah.

      ”Sabri:”Benim hiç yavuklum olmadı.Olsa keşke benim için atan bir kalp olsa;geride yollarımı gözleyen…”Küçük çocuğa içim acıyarak baktım.”Olur dönünce sen; merak etme.”

      Biz muhabbete dalmışken hava kararmaya,ayaz iyice vurmaya,fırtına daha çok şiddetlenmeye başlamıştı.Bir süre sustuk,kendimizi ısıtmaya çalıştık.Erzurumlu Kerim başını yana eğerek:”Komutanım hava karardı bu yardım ancak sabaha gelir.Karanlıkta nasıl yol alsınlar.”dedi.Telaşlı bakışlarını Sabrinin üstünde gezdirdiğini fark ettim.Eminim ki ikimizin de kafasından sabaha çıkabilir mi bu küçük oğlan? diye geçiyordu.

        Kafamdan bu düşünceleri uzaklaştırarak:”Dünkü tayınınızdan kalan bir şey var mı gençler?”diye sordum.Erzurumlu Kerim umutsuzca başını salladı.Birden tayının sadece ekmek ve zeytinden oluştuğunu hatırladım.En son dün gece yiyip;bitirmiştik hepsini.Susadığımı fark ettim.Kardan bir parça alıp,ağzımda erittim.Soğuk karın ağzımda erimesi iyi geldi sanki bana.Bir parça daha attım.

      Kerim gülerek:”Keşke birkaç den cigara olsaydı.”dedi.Sabri:”Ben öksürüyorum içemiyorum ama tüttürürdüm ya.”diye Kerime katıldı.Hep birlikte ufacık bir zevk için heveslenmemize güldük.Sabri sanki parmakları arasında cigara varmış gibi elini ağzına götürdü;o sırada morarmış elini fark etti bir şey demeden elini indirip saklamaya çalıştı.Gece uzun,şartlar zordu.Sonumuz meçhul olunca hiçbir şeyin değeri kalmıyor,aklımızdan binlerce düşünce geçiyor;birbirimizden medet umuyorduk.

      Sabri gitgide fenalaşıyordu.Kerim bana baktı;bakışları ne yapalım der gibiydi.Sonra Sabriyi kendine çekip göğsüne yasladı.”Geçecek küçüğüm,gidecek kendine bir yavuklu bulacaksın.”diyerek Sabriyi yaşama bağlamaya çalıştı.Bir süre sonra Sabri sayıklamaya başladı.Aralıksız durmadan ”Geçecek,gelecekler.”diyordu.Ne kadar süre sayıkladı,tir tir titredi bilmiyorum.Bu askerler benim askerlerimdi ve onlar için hiçbir şey yapamamak;çaresizliğin acısı  boğazıma yumru gibi oturmuştu.

      Bir ara Sabri sustu.Gecenin karanlığı altında sadece rüzgarın sesini dinlemeye başladık.Çevrede kardan başka hiçbir şey görünmüyor,rüzgar insanı zorluyor,soğuk donduruyor,açlık midemizin kasılmasına neden oluyordu.Kalkıp bir şeyler yapmaya ne mecalimiz ne de arzumuz kalmıştı.Kerim Sabrinin kulağına eğilerek:”İyi misin kardeşim” dedi.Hiç bir ses çıkmadı.Kerim Sabriyi omuzlarından tutarak  çılgınca sarsmaya başladı.”Uyan Sabri,hadi kalk diyor;gözlerinden akan yaşlar soğuktan hemen donuyordu.Kerim Sabriyi sarsmaya devam ederken ben hiçbir şey söylemeden şuursuzca bekledim,bekledim.

      Kerimin durumu kabul etmesi uzun süre aldı.Sabriyi göğsüne bastırarak kıpkırmızı gözlerle bana baktı ve ”Daha çok gençti komutanım” dedi.Kerim Sabriyle birlikte bir öne bir geriye sallanırken gece gene sessizliğe büründü.Bir şey demek için ağzımı açtım ama konuşamadığımı fark edince tekrar rüzgarın uğultusunu dinlemeye devam ettim.Kafamda binlerce düşünce birbirini takip ediyor;çocukluk anılarım aklıma geliyor,hayal meyal babamı hatırlıyordum.Bıçak gibi soğuk vücuduma çarptıkça düşüncelerim değişiyordu.Anam,yarim ne halde olduğumu merak ediyorlar mıydı acaba?Kesin dualar okuyordur anam hep öyle derdi:”Sen gelene kadar rahat uyumuyorum.”

      Hava aydınlanmaya başlamıştı.Kerim başını kaldırdı.”Komutanım üzülmeyin her şey düzelecek hele bir anam çorbayı yapsın,içelim o vakit Sabri de düzelecek,cana gelecek.”Ağzımı zorla açarak,kekeleyerek:”Ne anası,Kerim” diyebildim.”İşte orada anam çorba kaynatıyor.”dedi Kerim.O an hayal görmekte olduğunu anladım.Kerim soğuktan ve acıdan aklını kaybetmek üzereydi.Bir an garipsediğim bir güçle ayağa fırladı.”Komutanım ben gidiyorum anamın yanına;çorba olunca size de getiririm.”diyerek tipiye sırtını vererek ilerlemeye başladı.Bir şey diyemedim sadece düşe kalka ilerleyen kara lekenin kaybolmasını izledim.
       
      Kerim bir daha dönmedi.Hava iyice aydınlanmış,tipi hızını kesmişti.Biraz sonra tertemiz bir hava ve  gözleri kamaştıran bembeyaz bir örtüyle baş başa kaldım.Biraz ileride birkaç askerin üstünün karla kaplandığı dikkatimi çekti.Kar donan gençlerin günahlarını temizlemiş;doğa kendine çekip almıştı yiğitleri.Artık bir şeyler yapmalı,kalkıp bir çıkış yolu aramalıydım.Ellerimi üniformamın ceplerinden çıkardım yerden destek alarak ayağa kalkmaya çalıştım.Yerimden kıpırdayamadım bile.Bacaklarımın,ayaklarımın donmuş olabileceğini düşündüm.Pantolonumu sıyırınca bacaklarımın kırmızı mor bir renk alıp;şiştiğini gördüm.Ne olacaktı şimdi burada sıkışıp kalmıştım.İyiden iyiye korkmaya başladım.Bir kapana kısılmış fare gibi hissediyordum.Artık üşümüyordum,tamamen hissizleşmiştim ve açlık da  hissetmiyordum.Son gücümü toplayıp ağzımı açtım ve fısıltıya benzer  bir sesle ”Yardım edin.”dedim.Gözlerimi kapattım yan tarafa düştüm.Zorlukla nefes alarak evimi,mahallemi,anamı,yarimi düşündüm ta ki her şey bembeyaz olana kadar…
       
      1914 yılında kırk ila doksan bin Türk askeri Allahuekber Dağlarında donarak şehit oldu.Bu vatan evlatları vatan,bayrak,inanç,namus,şeref için tek kurşun atmadan canlarını verdiler.Yurdun dört bir yanından gelen nice Kerimler,Sabriler soğuğa,açlığa,susuzluğa son raddeye kadar kahramanca direnerek ruhlarını yaradana teslim ettiler şimdi  yan yana omuz omuza Allahuekber Dağlarında yatıyorlar.Sarıkamış ta evlatlarımız dondu bizim yüreklerimiz yandı nasıl unuturuz vatanımıza kanlarıyla can verenleri.Tüm şehitlerimizi saygı,rahmet ve minnetle anıyoruz.

    Ruhunuz şad olsun.
    Resim Google görsellerden alıntıdır.

    Adsense


    Sitede yer alan yorumlar ve içerik yazarın kişisel ve objektif görüşlerini yansıtmaktadır. Blogda bahsi geçen ürünlerin okuyucular tarafından kullanılması halinde oluşabilecek sorun yada memnuniyetsizlikten dolayı yazar hiçbir sorumluluk kabul etmemektedir.


    Yazılarımın izinsiz ya da kaynak belirtilip link verilmeksizin kopyalanması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu'na göre suçtur. Aksine hareket eden blog ve siteler hakkında yasal işlem başlatılacaktır.