adsense

23 Mayıs 2016 Pazartesi

MAKEUP REVOLUTION LIQUID CONCEALER(KAPATICI)

Selamlar bugün gene bir İngiliz markası olan Makeup Revolution ürününü anlatacağım.Bu markadan oldukça fazla ürün deniyorum ve bazılarını çok severken bazılarından hiç hoşlanmıyorum.Bu üründe hoşlanmadıklarım arasında yerini aldı.
Öncelikle ben bu ürünü şu an yazmak için elime aldığımda ürünün üzerinde hiç bir yazı bulamadım.Yazısı çabucak silinen ürünleri hiç sevmiyorum.Bendeki rengi fair ve sanırım 20 lira civarında bir paraya satın almıştım.
İlk sürdüğümde düşündüğüm şey çok daha iyilerini kullanmıştım oldu.Ürün kremsi bir formda ve mat bir kapatıcılık sağlıyor.Göz altları kuru olduğunda çizgilere dolabiliyor.Kapatıcılığı ortanın biraz üzerinde hakkını yememek gerekiyor.Koyu halkaları ve sivilce izlerini  kapatmada başarılı.
Yalnız bir kaç kullanımdan sonra kurudu ürün.Hiç bu kadar çabuk kuruyan bir kapatıcı kullanmamıştım.Yazıları falanda silinince çöpe gitme vakti geldi.Sadece üç tonu bulunması da renk seçme konusunda çok yetersiz bence.Ucundaki sünger aplikatörle ürünü uygulamak ve dağıtmak oldukça kolay.Sonuç olarak çok fazla bir para ödemeden denemiş oldum.Bir daha alacağımı sanmıyorum.Sevgiler...

OLUMLU ÖZELLİKLERİ:Aplikatörüyle ürünü uygulamak kolay,kapatıcılığı,fiyatı uygun.

OLUMSUZ ÖZELLİKLERİ:Hemen kurudu,ambalajındaki yazılar silindi,göz altı çizgilerime doldu,ülkemizde bulunmuyor.


18 Mayıs 2016 Çarşamba

MAKEUP REVOLUTION GIRLS ON FILM FAR PALETİ

Selamlar bildiğiniz gibi ülkemizde dünyaca ünlü bir çok markanın ürünleri satılmıyor.Bunlardan biride muadilleri ile ünlü İngiliz Makeup Revolution markası.Bu markanın ürünleri yurt dışında oldukça uygun fiyata satılıyor hatta online satışlarıyla ülkemize de ürün gönderiyorlar ama ben yurt dışı alışverişlerinde çok deneyimsiz olduğum için instagram satışlarından  yararlanıyorum.Bu konudaki yazılarımı okumak için sizi ŞURADAN alayım.
Bu palet hakkında oldukça yazı okumuş ve uzaktan takip etmiştim.Sonunda almaya karar verdim.İlk gördüğüm anda renkleri beni çarpmıştı hakikaten.Makeup Revolution aşkım ilk bu paletle başladı benim.Öncelikle ürünümüzü ben sanırım 45 lira civarında bir fiyata almıştım.Son derece kaliteli ve şık bir ambalajda geldi far paletim.Kalitesi düşündüğümden çok daha iyiydi.
İçinde bulunan kocaman aynası da ayrıca hoşuma gitti.Farda bulunan sünger aplikatörü pek kullanmadım ama oda adi bir şey değildi.
Palette her bir rengin bir adı var bu isimler filmlerden alınmış.18 harika renk bulunmakta bunların 12 si ışıltılı 6 sı mat renkler.

Üstündeki plastiği kaldırınca harika bir manzara karşınıza geliyor.Pembeler,morlar,altın,bakır,toprak tonları ve metalik renklerle renk skalası oldukça güzel.İlk elime aldığımda toz farlar olduğunu sanmıştım ama sonradan yapılarının oldukça kremsi olduğunu fark ettim.Parmaklarınızla bile rahatça sürebilirsiniz.Kremsi olduğu için tozutma problemide yok.
Gece ya da gündüz makyajı için uygun renklere sahip.Ve pigmentasyonları son derece başarılı.
Alt sıradaki farlar mat olanlar.Renkler oldukça kalıcı akşama kadar eksilme ya da toplanma yapmıyor.
Ben göz kapaklarım yağlı olduğu için far bazıyla kullandım.En sık kullandığım renk astar olarak sağdaki en alt renk oldu.Ne yazık ki renkler tam olarak yansımamış fotoğraflara.Altın ve bakır renkleri en sevdiklerim oldu.
Sonuç olarak güzel renklere sahip,kaliteli bir ürün ben oldukça sevdim.Sevgiler...

OLUMLU ÖZELLİKLERİ:Pigmentasyonu güçlü,renkler gece ve gündüz kullanıma uygun,fiyatı uygun,kremsi yapısı var,kalıcılığı güzel,kaliteli
OLUMSUZ ÖZELLİKLERİ:Ülkemizde bulunmuyor.

16 Mayıs 2016 Pazartesi

LIERAC GÖZ ALTI ŞİŞKİNLİKLERİNE KARŞI JEL - ANNAGASPI LEKE GİDERMEYE YARDIMCI KÖK HÜCRE KREMİ

Geçtiğimiz aylarda PORTAKALRENGİ.COM tarafından gönderilmiş olan Lierac Göz altı şişkinliklerine karşı jeli kullanıp bitirdim.Artık yorumlama vakti geldi.
Ürünümüz 10ml.lik küçük bir tüp ambalajda bulunmakta.Ama hemen biter diye korkmayın çünkü çok küçük bir miktarı kullanmak için yeterli bu yüzden uzun süre gidiyor.Jel yapıda olan ürünümüz hafif rahatsız etmeyen bir kokuya sahip.
Öncelikle benim göz altlarımda şişkinlik gibi bir sorunum yok ama ürün ayrıca göz altındaki çizgileri gidererek,sıkılaştırma ve nemlendirme de vaat ettiği için kullandım.Bal rengi olan ürünü günde iki kere sabah ve akşam ıslak göz altlarıma sürerek denedim.İlk olarak çok bir şey fark edemedim ama daha sonraları göz altlarımın kuruduğunu gözlemledim.Yani nemlendirmesini çok yetersiz buldum.
Tüm göz altı cilt tiplerine uygun olan bir ürün.Ürünün fiyatı 99 lira ama indirimlerde çok daha uygun bir fiyata alınabilir.Daha detaylı incelemek isterseniz ŞURADAN alayım sizi.
Portakalrengi.com'dan gelen bir diğer üründe Annagaspi markasına ait fondöten etkili leke giderici krem.
Bu ürün tam boy olarak gelmedi ama denemek için de oldukça yeterli bir miktardaydı.Sanırım şu anda sitesinde 15 ml olarak yani bana gelen miktarda satışı da mevcut ve bu ürünü denemek için oldukça güzel bir fırsat.Ürün sitesinde 35 lira incelemek isterseniz sizi ŞURADAN alayım.
Cildimde çok fazla bir leke olmadığını söylemeliyim öncelikle ama ürün yaşlanma etkilerini önleme ve canlandırma gibi bir etkiye de sahip olduğu için denedim.Genellikle makyaj bazı olarak kullandım ürünü.
Spf 39 içeren ürünü bir kaç kere tek başına fondöten niyetine de kullandım.Aslında lekeli bölge üzerine sadece uygulamak yeterli ama dediğim gibi benim çok lekeli bir cildim yok.Fondöten gibi uyguladığım haftasonların da bile sağlıklı ve doğal bir cilt izlenimi vermesini çok sevdim.Kore menşeili olan krem bence oldukça hafif,doğal bir görünüm için yeterli.
İçeriğinde bulunan yeşil çay ile cilt metabolizmasını güçlendirme,yorgun,soluk cildi canlandırma gibi bir özelliği olan ürün gündelik olarak kullandığımız BB kremler kadar da bir kapatıcılığa sahip.Yani hafif makyaj yapmak istediğimiz günlerde kullanarak hem bakım yapabilir hem de sağlıklı bir ciltle gezebiliriz.Bu ürünü ben sevdim.Sevgiler...

14 Mayıs 2016 Cumartesi

HAMİLTON GÜNEŞ ÜRÜNLERİ PORTAKALRENGİ.COM'DA










  Bütün yıl iki haftalık tatil umuduyla çalışıp duruyoruz. Güneşin altında uzanarak; denizin dalga seslerini dinleyerek bütün yılın yorgunluğunu atıyoruz.Hayat duruyor o an.Sonra daha dinç,daha mutlu ve huzurlu bir biçimde normal yaşamımıza dönüyor ve çalışmaya başlıyoruz.Bronz tenimizle bir süre daha mutluluğumuz sürüyor.

    Bronz ten geçen yüzyılın başlarında sadece açık havada çalışan tarım ve inşaat işçilerine özgü bir durumdu. Aristokrat kesim beyaz tenlerine çok önem verirdi. Şapkalarıyla tenlerini güneşten korurlar; yüzlerine pudra sürerek ten renklerini iyice açmaya çalışırlardı. Çünkü ten renginden insanların hangi tabakadan olduğu anlaşılırdı.

   1920 yılında Coco CHANEL gitmiş olduğu bir tatilden bronzlaşmış teniyle döndüğünde ”estetik  bronzlaşma” kavramı ortaya atıldı.Bronzluk modası ortaya çıkınca insanlar bronzluğa daha bir sıcak bakmaya başladı.1936 yılında da batıda yıllık izinlerin düzenlenmesi yasasıyla birlikte tatil,güneşlenmek,bronzluk iyice yaygınlaşmaya başladı.İlk zamanlar sadece cildin kurumasını önleyen fakat güneşin zararlı etkilerinden çok fazla korumayan güneş yağları kullandı insanlar.Daha sonra güneş ürünleri yelpazesi genişledi.

   Güneş yaşamımızın içinde var ve  zararlarının yanında bir çok faydası da bulunmakta; özellikle çocuklarımız kemik gelişimi için güneş ışınlarından faydalanmalı.Vazgeçemediğimiz,dört gözle beklediğimiz tatillerde güneş ışınlarına karşı bizde önlemlerimizi almalıyız.Mesela SPF(Sun Protection Factor) yani Güneş Koruma Faktörü barındıran güneş koruyucular kullanmalıyız.Güneş koruyucularını güneşe çıkmadan on beş dakika önce kullanmalıyız.Ayrıca dört saatte bir yenilemeliyiz.

   İşte bu noktada size Hamilton güneş ürünlerinin başarısı ve kalitesinin tartışılmaz olduğunu hatırlatmak istiyorum.Her cilt tipine uygun ürünleriyle cildi güneşe karşı tamamen koruyan Hamilton güneş kremi ve diğer tüm güneş ürünleri lekelenme,kırışma,kuruluk gibi sorunların olmasına da engel olmakta.Benim de  severek ve kızımda dahi güvenle kullandığım ürünlere sahip olan Hamilton markası  son derece güvenilir bir online satış sitesi olan  portakalrengi.com da harika bir kampanyayla bizlerle buluşuyor.Kampanya kapsamında portakalrengi.com dan herhangi bir Hamilton  ürünü alırsanız yanında  Hamilton Active Losyon hediyesiyle beraber size ulaşacak.Bence bu fırsat kaçmaz mutlaka değerlendirmek gerek.

   Eğer yeni kampanyalardan haberdar olmak isterseniz portakalrengi.com'un sosyal medya hesaplarını takip etmenizi öneririm.Linkler aşağıda mevcut sevgiler...





13 Mayıs 2016 Cuma

LOLITA LEMPICKA FEMININE EDP

 Selamlar aranızda kaç kişi insanın aklını başından alan kokuları seviyor?Ben gerçekten ne olduğu tam anlaşılamayan,yürürken insanı bir anlığına durduran,çevresine baktıran kokulara bayılıyorum.İşte bugün konuğumuz olan parfümde bu tür kokuların en ünlülerinden biri seveni de var ölesiye nefret edeni de.


   Parfümümüz son derece hoş bir tasarıma sahip elma şeklinde.Sadece ambalajı için bile bitirmek istemiyor insan.Ayrıca bir kapağı yok elma sapına basıp sıkıyorsunuz parfümü gerçekten çok orijinal.

   Ben bu seti Gratis'ten indirimde 69 lira gibi son derece uygun bir fiyata satın almıştım.İçinde ayrıca el ve vücut kremide bulunmakta.Orijinal parfümleri genelde güvenilir yerlerden almayı seviyorum.Çünkü bir kere normal bir kozmetikçiden aldığım parfümün orijinal çıkmamıştı ve gidip değiştirmek istediğimde satıcı ürünün orijinal olduğunu ve değiştirmeyeceklerini söylemişti.O günden beri kesinlikle güvenmediğim yerlerden parfüm almıyorum.
Evet gelelim lila renkli ve desenli şişesiyle hiç bitirmek istemediğim parfümüme.Öncelikle ürün özellikleri:
Esans: Çiçeksi, Ferah Canlılık, duygusallık, parıltı ve şehvet. Aşkına tutku ile bağlı kadının kokusu. Masala kadar güzel ve masallar kadar tutkulu. Tepe Notası: Amerana Kirazı Kalp Notası: Menekşe, Vanilya Dip Notası: Süsen, Meyan, Anason

Bendeki parfüm küçük boy 30 ml. yanındaki losyon ise 50 ml. olarak satılmakta.Parfüm dediğim gibi son derece sıra dışı; kokuları tanımlamak zordur ama bu parfümü anlatmak daha da zor.Parfümü sıktıktan sonra kokusu değişiyor ve şekilleniyor.İlk olarak ne kokuyor ki bu diyorsunuz sonra yavaş yavaş yasemin,menekşe ve limon kokularının arasından vanilya aromasını hissediyorsunuz.Çiçek kokularının arasından gelen şekerli bir nota işte buna bayılıyorum.İlk anda ağırken yavaş yavaş çiçeksi bir anlama bürünüyor ve hafifliyor.Kalıcılığı benim için çok yeterli değil bu yüzden arada tazeliyorum.Bu koku en çok Angel adlı parfüme benzetiliyor bende yaklaşık 8 yıl sadece Angel kullandığım için sanırım bu kokuyu çok sevdim.Özlemişmiyim ne eski kokumu.



Bu parfüm hakkında okuduğum yorumlardan anladığım kadarıyla her tende farklı bir notaya dönüştüğü.Bazısı menekşe kokusunu alırken bazısı kokuyu rakıya bile benzetmiş.İşte bu yüzden seveni kadar sevmeyeni de bulunmakta.Bu yüzden imkanınız varsa mutlaka almadan önce deneyin bence.Bahar ayları için son derece uygun olan koku yaz ayları için biraz ağır kaçabilir.


Evet sonuç olarak çok severek kullanacağım bittiğinde sıkılmamış olursam yenisini alabileceğim bir koku oldu kendisi.Sevgiler...



11 Mayıs 2016 Çarşamba

MİM-RÖPORTAJ

Sevgili UMUTLU EV KADINI-GAMZENİN DÜNYASI blogunda güzel bir mim cevaplamış ondan izin alarak bende yapmak istedim.Soruların bazılarına cevap veremeyeceğim ama umarım eğlenceli bir mim olur.Bende katılmak isteyen herkesi davet ediyorum.Başlayalım o zaman:

1-Koleksiyonunu yaptığınız herhangi bir şey var mı?

Makyaj malzemesi,buzdolabı magneti diyebilirim sanırım.

2-Evcil hayvan olarak ne beslemek isterdiniz?

Evde şu an Çapkın adında bir kuşum var.Ben çok küçük yaşlardan itibaren bir çok hayvan besledim.Ailem son derece hayvan sever bir ailedir.Evde kiler yetmez birde sokaktaki hayvanları beslerdik.Çünkü babamın bir lokantası vardı ve orada müşterinin yedikleri tavukların kemikleri bir torbada birikir sonra eve gelir önce kendi kedilerimiz köpeklerimiz yer sonra artanda dışarıdaki hayvanlara verilirdi.Lokantamız 30 yılı aşkın süre açık kaldı.Babam artık yaşlandığı için kapattı ama gene de bir köpekleri bir kedileri var.Biz ailecek hayvanları çok severiz.

3-Sizi gülümseten bir şeyleri bizimle paylaşırmısınız?

Bazen çocukların olayları kendi hayal dünyalarına göre yorumlamaları beni çok eğlendirir.Hadi bir anımı anlatayım.

Bir gün arkadaşlarla beraber yemeğe gitmiştik.Kızımda bizimleydi ve pide almak istedi.Biz farklı şeyler aldık ve boğazlı kızımın pidesi geç olduğu için gecikti.Önce garsonlara fırça attı"Benim pidem neden gelmedi?"diye sonra ağlamaya başladı en sonunda pidesi geldi.Bütün pideyi yedi sadece pidenin ucundaki parça kalmıştı tabağında onu yemedi.Garson geldi tabağını alacaktı ve dediki"Bu parçayı da yeseydin."Kibar kızım teşekkür etti ve "Sağ olun,rejimdeyim."dedi.Hala hatırladıkça gülerim:))

Bir günde sokakta oyun oynamaktan geldi.Ama nasıl ağlıyor ne oldu dedim."Anne bunlar bana diyorlar ki ALNINA koyayım ne diyorlar ki hiç bir şey anlamadım."Bir anlık şoktan sonra yavrucuğum alnına yumruk atarız demek istemişler galiba bende pek anlamadım deyip geçiştirdim:))

4-Hangi alanda iyi olmak isterdiniz?

Kesinlikle yemek yapmada,ev hanımlığında,araba kullanmakta.Son derece beceriksiz olduğumu daha önceleri söylemiştim.Keşke becerikli bir insan olup her şeyi yapabilseydim.Ama sanırım erkek olsam hayatta çok daha başarılı olabilirdim.İş yaşamında çok daha iyiyim.

5-Bize biraz güçlü yönlerinizden bahsedebilirmisiniz?

Aklıma koyduğumu kesin yaparım.Kimse beni yolumdan döndüremez.İnsanları etkilemek ve bir şeye inandırma konusunda çok iyiyimdir.Başarı benim için vazgeçilmezdir.Bir şeyler de başarı sağlayamadığımda nefes alamıyorum gibi geliyor.Başarmak için yaşıyorum çoğu zaman.

6-Biraz da zayıf yönlerinizden?

Öyle günlere gidip pasta,börek yapmak hiç bana göre değil.Bayanlarla çok anlaşamıyorum.Sınırlı bir arkadaş grubum var ve çok sevdiklerimle bile çok sık görüşmeye tahammül edemiyorum.Yalnız kalmayı çok seviyorum.Mesela eşim ile bile 24 saatten fazla beraber kaldım mı afakanlar basar beni.Benim tek kalmaya ihtiyacım oluyor bazen evde hiç kimseyi istemiyorum.

7-Favori şiiriniz ya da sizin için anlamlı olan bir  şiir var mı?

Olmaz mı Ataol Behramoğlu'nun bir şiiri:


YAŞADIKLARIMDAN ÖĞRENDİĞİM BİR ŞEY VAR
  

   Yaşadıklarımdan öğrendiğim bir şey var:
   Yaşadın mı, yoğunluğuna yaşayacaksın bir şeyi
   Sevgilin bitkin kalmalı öpülmekten
   Sen bitkin düşmelisin koklamaktan bir çiçeği

   İnsan saatlerce bakabilir gökyüzüne
   Denize saatlerce bakabilir, bir kuşa, bir çocuğa
   Yaşamak yeryüzünde, onunla karışmaktır
   Kopmaz kökler salmaktır oraya

   Kucakladın mı sımsıkı kucaklayacaksın arkadaşını
   Kavgaya tüm kaslarınla, gövdenle, tutkunla gireceksin
   Ve uzandın mı bir kez sımsıcak kumlara
   Bir kum tanesi gibi, bir yaprak gibi, bir taş gibi dinleneceksin

   İnsan bütün güzel müzikleri dinlemeli alabildiğine
   Hem de tüm benliği seslerle, ezgilerle dolarcasına

   İnsan balıklama dalmalı içine hayatın
   Bir kayadan zümrüt bir denize dalarcasına

   Uzak ülkeler çekmeli seni, tanımadığın insanlar
   Bütün kitapları okumak, bütün hayatları tanımak arzusuyla yanmalısın
   Değişmemelisin hiç bir şeyle bir bardak su içmenin mutluluğunu
   Fakat ne kadar sevinç varsa yaşamak özlemiyle dolmalısın

   Ve kederi de yaşamalısın, namusluca, bütün benliğinle
   Çünkü acılar da, sevinçler gibi olgunlaştırır insanı
   Kanın karışmalı hayatın büyük dolaşımına
   Dolaşmalı damarlarında hayatın sonsuz taze kanı

   Yaşadıklarımdan öğrendiğim bir şey var:
   Yaşadın mı büyük yaşayacaksın, ırmaklara,göğe,bütün evrene karışırcasına   
   Çünkü ömür dediğimiz şey, hayata sunulmuş bir armağandır
   Ve hayat, sunulmuş bir armağandır insana

                                Ataol BEHRAMOĞLU


8-Müzik listenizdeki ilk on şarkıyı paylaşın.Dinlerken nasıl hissediyorsunuz?

Eskisi kadar çok şarkı dinlemiyorum.On tane çıkmaz ama son günlerde özellikle efkarlı olduğumda şunları dinliyorum.

1-Cat Stevens-Wild World

2-Mümin Sarıkaya-Hayat

3-Koray Avcı-Sen

4-Ziynet Sali-Çeyrek Gönül

5-Ah Bir Ataş Ver

6-Prince-Cream

7-Frank Sinatra-My Way

Hatırlayabildiklerim bunlar:))

9-Göbek adınız nedir?Sizin için önemini anlatabilir misiniz?

Göbek adım yok ama öyle bir ismim ve soy ismim var ki duyan bir şok oluyor:))

10-Cüzdanınızda neler olduğunu bizimle paylaşın...

Para,küçük bir not defteri,bazı faturalar,küçük not kağıtları ve hurma çekirdeği(bereket getirsin diye)

11-Kim ya da ne olmadan yaşayamazsınız?Neden?

Kızım tabii ki.O benim bu dünyadaki tek varlığım.

12-Özel bir yeteneğiniz var mı?

Küçüklükten beri hocalarım yazmaya büyük yeteneğim olduğunu söyler.

13-Favori mevsiminiz hangisidir?Neden?

Yaz en sevdiğim mevsimdir.Kızımı da alıp kaçar gideriz buralardan.Saatlerce yürür,gezeriz aslında beraber vakit geçirebildiğimiz yegane zamanlar yaz mevsimine rastlıyor.

14-Hadi bize el yazınızı gösterin...

Bunu yapamam resim yüklemek çok zor aniden yaptım bu mimi üstelik yazım berbattır.

15-Burcunuz nedir?Sizinle uyumlu özellikleri nelerdir?

Yay burcuyum yükselenim başak.Gezmeyi çok severim.Patavatsızca düşündüğümü söylerim.Titizimdir.Detaylara dikkat ederim.Özgürlüğüme çok düşkünümdür.Bir anda sinirlenirim kimse ne olduğunu anlamaz.

16-Katıldığınız ilk konser hangisiydi?

Ah gençlik yıllarımda arkadaşlarımla Grup Gündoğarken konserine gitmiştik.Ücretsiz bir konserdi ve ben pek gitmek istememiştim.Yani pek iyi olmayacağını düşünmüştüm ama muhteşem bir konserdi.Şarkılara bayılmıştım.

17-Satın aldığınız son giysilerle fotoğrafınızı paylaşabilir misiniz?

İnşallah başka zaman az önce bir pantolon,bir bluz ve bir hırka aldım daha etiketleri bile üzerinde.

18-Günün birinde nereyi ziyaret etmek istersiniz ya da nerede yaşamak istersiniz?

Her zaman hayalim dünyayı gezmekti bir türlü olmadı ve galiba bazı nedenlerden olmayacak ama olursa İrlandayı(Maeve Binchy den dolayı),Amerikayı ve İtalyayı görmek isterim.Türkiye de de Samsun da yaşamayı isterdim.Yazın gittiğimde hayran kaldım.Muhteşem bir şehir.

19-Sizi güldüren beş kelime ya da söz öbeğini listelermisiniz?

Ne manağğğğ aklıma geliyor bir tek.Kerimcan Durmaz harikasın:))

20-Sahip olduğunuz en kıymetli şey nedir ve neden?

Tabii ki kızım ondan değerlisi yok.

21-Yaparken heyecan duyduğunuz bir şeyden bahseder misiniz?

Yeni bir işe,projeye başlarken her aşamasında aklımda bir tek o vardır.O gerçekleşene kadar başka bir şeyi gözüm görmez sonra da bitiminde keyfini çıkarırım.

22-Şu an okuduğunuz kitap?

Sosyal medyaya takılmaya başladığımdan beri okumak içimden gelmiyor.Durmadan kitap alıyorum kenarda bekliyor ama tekrar başlayacağım.En son Jack London "Demir Ökçe" yi aldım.Aslında ortaokulda babamın kitaplığından alıp okumuştum ama gene okumak istiyorum.

23-Favori Disney karakteriniz?Neden?

İzlemeyeli o kadar zaman oldu ki.Tom ve Jerry'i severdim.Aralarındaki kavgaların ardındaki dostluğu görmeye bayılırdım.

24-Ziyaret etmek istediğiniz 10 yeri sayabilir misiniz?

Tamam İrlanda,Amerika,İtalya demiştim zaten şimdi diğerleri bunu siz istediniz.Deniz,deniz,deniz,deniz,deniz,deniz,deniz,deniz,deniz ve deniz...

25-Dağınık ya da düzenli misiniz?

Düzenliyim.Ev temiz olmasın ama düzenli olsun yoksa huzursuz olurum.

26-En sevdiğiniz 3 müzik grubu?

Hiç gelmiyor aklıma.Ya artık pek müzik dinlemiyorum kafam kaldırmıyor.

27-Korkularınızdan bahseder misiniz?

Kızım büyümeden bana ya da babasına bir şey olursa ne yapar acaba:(( Ya savaş falan çıkarsa suriyelilerin durumuna düşmekten çok korkuyorum.

28-Neden blog yazmaya başladınız?

Bunu defalarca anlatmıştım aslında.Mesela ŞURADA

Evet uzun fakat son derece eğlenceli bir mim'di.Tamamını kimsenin okuyacağını sanmıyorum ama ben genede yazmak istedim.İsterseniz yapın bu mimi zevkle okurum.Sevgiler...





9 Mayıs 2016 Pazartesi

AH SEKSENLER

 

   Hangimiz eskiden oturduğumuz mahalleyi,sokaktaki oyunlarımızı,horoz şekerlerini,mahalleler arası savaşlarımızı özlemez.Kim çocukluğunu,yok olup göçmüş yakınlarını arada sırada düşünmez?

80 li yıllarda yaşayıp da ah o ne günlerdi hangimiz demeyiz?

O günlerin sıcaklığı,samimiyeti var mı şimdi?

    Bu günün gençleri bir günlüğüne bile o yıllara dönse sıkıntıdan ne yapacaklarını şaşırırdı belki ama bizim için durum öyle değil o havayı,o suyu,o yılları andıkça dalıp gidiyoruz geçmişe…
  Neler neler vardı ne hayallerimiz ,ne beklentilerimiz…

   Mesela bir mahalle kültürü vardı;başka mahalleden bir çocuk geldi mi etrafını sarar ne aradığını sorardık.Bazen düşman mahalledeki çocuklar bizim mahalleyi basar savaş çıkardı.Bir sokakta oynamak kültürü vardı.

   Akşam olup da babalar eve gelene kadar sokakta deli gibi koştururduk.Misket oynardı çocuklar hep beraber bir sürü oyun bulur,yaratır oynardık.Erkekler bazen kız kaçıran atarak bizi korkuturlardı.Bayramlarda kapı kapı gezer mendil içine konulmuş lokum ya da paraları toplardık.Bayramda hepimiz yeni kıyafetler alır ayakkabılarımızla uyurduk o gece.Sokakta oynarken acıktık mı salçalı ekmeklerimizi alır afiyetle yerdik.

   Bisküvinin arasına lokum koyarak yemeye de bayılırdık.Her çocuğun bir su tabancası vardı sırılsıklam olurduk.Dizlerimiz hep yara doluydu o yaraları koparıp geçmesine hiç izin vermezdik.Kimse korkmazdı herkes çocuğunu rahatça sokağa salardı çok mutlu günlerdi…
 
   2000’li yıllarda hep uzayda evlerimiz olacağını orada yaşayacağımızı düşünürdük.Bütün mahallede en fazla bir evde telefon vardı. Arkadaşlarımız geldiğinde aşağıdan bağırırlardı biraz gürültülü şekilde iletişim kurabilirdik.

   Akşam eve döndüğümüzde televizyonları açardık ki ısınsın yarım saat sonra ancak açılırdı televizyonlar zaten gündüz yayın olmazdı akşam 18:00’de başlardı programlar.Tek kanal vardı en popüler dizi “DALLAS” dı o yayınlandı mı sokakta kimse kalmaz herkes evinde televizyon başında olurdu.Hiç unutmam 20:00 dedin mi çocuklar yatmak zorundaydı; ağlayarak diziyi izlemeye çalışırdık.Pazar günleri klasik müzik yayınlanırdı ayrıca çocuk korosunu kaçırmaz oradaki şarkıları ezberlerdik.

   Uçan kaz,Taş devri,Şeker kız Candy,Voltran izleyip de defalarca birbirimize anlattığımız çizgi filmlerdi.

   Yılbaşlarında uzaktaki sevdiklerimize tebrik kartları atardık.Her çocuğun bir hatıra defteri olurdu okulda herkes güzel dilekler yazardı bu defterlere.

   Annelerimizin yeşil çıkmayan rujları vardı sürünce pembe ya da kırmızı olurdu bunlar.Bekçiler geceleri sokakta gezer düdüklerini çalar bizi korurdu.

   Bakkallar vardı o dönemlerde bir veresiye defterine herkes alışverişini yazdırır ay başında öderdi.Kumbaralarımız vardı para biriktirirdik hepimiz.

   Evlerde o zamanlar elektrik süpürgesi yok tu gırgır adı verilen bir süpürgeniz varsa zengin sayılırdınız.Sobalı olan evlerimizde sobanın üstündeki askılarda mutlaka çamaşırlar asılı olur.Yemekler sobanın üzerinde fokur fokur pişerdi.Pazar günleri sobanın altına patates koyarak pişirirdik.Her evde dikiş makinesi olur hanımlar çocuklarına kıyafetler dikerlerdi.”Gerilik” adı verdiğimiz gezmeye giderken giyebileceğimiz bir tane kıyafetimiz olurdu.Sokakta ise ne bulursak giyerdik şimdi ki çocuklar görse asla bizi beğenmezlerdi galiba.Merdaneli çamaşır makinaları vardı.Anneler uğraşa uğraşa suyunu sıkardı kıyafetlerin.Pazar günleri herkesin banyo günüydü.Banyo da yanan sobalarla banyolar sıcacık olurdu.Sonra kasetçalarlar vardı çalarken birden dururdu; kaseti çıkarıp kalemle sarardık.Okulda fişler keserek okumayı öğrenmeye çalışırdık.Ne kadar başarılıysak sınıfta asılı elma o kadar kırmızı olurdu.

   Okulda Cin Ali kitaplarıyla okumaya çıkar; Ayşegül serisiyle okumayı ilerletirdik.
 Okula giderken çok katı kurallar vardı ya saçlar toplu ya da kısa olacak,jöle sürülmeyecek,spor ayakkabıyla gelinmeyecek kapıda iki saat uğraşıp dururlardı öğretmenler bizlerle.Okul defterlerimizi sevdiğimiz şarkıcıların posterleriyle kaplar.Defter kaplarının içine aşk mektuplarımızı saklardık.Sabah okula bütün mahalle beraber giderdik zaten herkes en yakındaki okula kayıt yaptırırdı.O zamanlar servis diye bir şey yoktu.
   
   Çok çok güzel yıllardı,unutmak mümkün değil .O yıllara birlikte küçük bir gezinti yaptık daha unuttuğum bir çok ayrıntıyı barındırıyor 80’ler ama içinde olan ve tek unutmadığımız şey o zaman ki sevgi,samimiyet,güven,mutluluk duygusu…


Adsense


Sitede yer alan yorumlar ve içerik yazarın kişisel ve objektif görüşlerini yansıtmaktadır. Blogda bahsi geçen ürünlerin okuyucular tarafından kullanılması halinde oluşabilecek sorun yada memnuniyetsizlikten dolayı yazar hiçbir sorumluluk kabul etmemektedir.


Yazılarımın izinsiz ya da kaynak belirtilip link verilmeksizin kopyalanması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu'na göre suçtur. Aksine hareket eden blog ve siteler hakkında yasal işlem başlatılacaktır.