-->

adsense

13 Şubat 2017 Pazartesi

ANILARLA BLOGGERLAR-9



Selamlar Anılarla Bloggerlar köşemizde tanımadığınızı düşündüğüm yepyeni bir blogger arkadaş var bugün sevgili Ebru Kalyoncu Ben ilk kez Facebook'ta bir yazısına denk geldim ve ilgiyle okudum o kadar hoşuma gitti ki bu yazının devamını merakla beklemekteyim.Bugün size de bu anısını yayınlamak istedik çünkü gerçekten ilginizi çekeceğini düşünüyoruz.

2017 Ocak ayında açılmış olan Ebru Kalyoncu blogu kendine has,özgün yazılara sahip çok hoş bir blog.Arada sırada hiç bir beklentisi olmayan sadece yaşamını paylaşmak isteyen sayfaları okumak gerçekten güzel oluyor.

Henüz çok yeni bir blog olduğu için eksiklikleri var tabiiki ama zamanla arkadaşımız bunları da giderecek eminim.Benim ona tavsiyem yazılarını uygun kendine ait resimlerle desteklemesi böylece sayfasına daha fazla renk gelecektir.

Arkadaşımız  öğrencilik zamanındaki hatıralarını yazıyor ve onun satırlarıyla tekrar öğrencilik yıllarıma döndüm,unuttuğum ayrıntıları hatırladım ve okurken hep çok doğru böyleydi dedim.İlgimi çeken yazılarından biri MODAYA SÜRÜKLENDİM Eğer üniversite yıllarını tekrar hatırlamak isterseniz mutlaka okuyun.

Sizin için seçtiğimiz anısı üniversite yıllarında hepimizin başını ağrıtan bir sorun hakkında "Öğrenciyim ve Ev Arıyorum".Ah o güzel,unutulmaz,zor günler hadi gelin bakalım neler yaşanıyormuş.Eğer sizde anınızı blogumda yayınlamak isterseniz kelebeketkisi39@gmail.com adresinden benimle iletişime geçin lütfen.Keyifli okumalar.
EV ARIYORUZ

   Yıl bitmemişti belki ama önümüzde kocaman bir dönem vardı. Girilecek yeni dersler, yeni ortamlar vardı. Az buçuk çömlükten de yavaş yavaş çıkıyorduk. Her şeye her yere alışıyorduk. Aslında alışılmayacak bir şey de yoktu. İnsanın doğası gereği elbet bir zaman sonra mecbur alışacaktık. 

   Ev hayatımız aynen devam ediyordu. Ama sürekli oradan çıkmak yurda geçmek istemi vardı içimizde. KYK yurtlarının çıkma olasılığı çok düşüktü. Biz de çok iyi anlaştığımız için kendimize ev tutmak istiyorduk. Başka bir eve çıkacağımızı söylediğimiz büyük sınıflarda ki arkadaşlarımız ne kadar iyi anlaşırsak anlaşalım eve çıktığımızda birbirimizden nefret edeceğimizi, başa çıkamayacağımızı söylüyorlardı. Ama anlamadığımız bir durum vardı. Zaten biz evde kalıyorduk ve gayette geçinebiliyorduk. Hiç de birbirimizden nefret etmiyorduk. Birbirimize ev işlerinde, alışverişlerde yardım ediyorduk. Kasamız evde ki diğer arkadaşlarımızla birlikteydi belki ama üç kişi de gayet geçinebilirdik. Sonuçta evde bir çok zaman aç kalmışlığımızda oluyordu. Eve çıktığımızda ne değişecekti de birden birbirimizden nefret edecektik.

   Düşünceler diğerlerini kovalarken "Siz geçinememiş olabilirsiniz biz geçinebiliriz!" diye aldık kendimize olan güvenimizi başladık başımıza bir çatı aramaya. Kime sorarsak soralım evlerini vermek istemiyorlardı. Ev sahiplerinin öğrenciler hakkında söylediklerini bir duysanız ya kendinizden utanırsınız ne insanlar var dersiniz ya da ev sahibinin yanından ayrıldıktan sonra gülme krizine girersiniz demek öyle yapmışlar ha diye..

   Baktığımız tüm evler neredeyse sobalıydı. Sobayla gerçekten uğraşmak istemiyorduk. Kaloriferli bir ev bakmak zorundaydık. Şu durumda kiralık evlerin zaten üçte biri elimizden uçup gitmişti. Kalan üçte iki bizimdir dedik teker teker evleri gezdik. İlk evimiz bir artı birdi. İçinde ki eşyaları da bize bırakacaklardı. Ev sahibi bizi çok sevdi ama biz evi sevemedik. Tıkış tıkış bir yerdi. Modacının halini bir başka modacı anlar. Biz ve mankenlerimiz yan yana anca sığardık. Kirası da hiç uygun değildi bizim için. 

   Biraz umudumuz kırılır gibi olmuştu ama kaldığımız ev gibi bir ev neden bulamayalım ki diye birbirimizi teselli etmeye başladık. Bir sonraki durağımız iki artı bir evdi. Giderek iyiye gittiğimizi düşünürken "Bende öğrenciye verilecek ev yok!" diye ev sahibi bizi içeri bile sokmadı. Çok sinirli görünüyordu. Öğrencilere neden evini vermediğini sorduk. Meğer bir önceki sene evini öğrencilere vermiş de öğrenciler kapıların kollarını koparmış evde demir ne varsa satmışlar :D Çulsuzluk başa bela getiriyor tabi ki..

   Kaldığımız ev de ki kızlara ev sahibi amcanın anlattıklarını bir bir anlattık. Kendimizi onların yerine koymaya çalıştık. Ev sahibine mi gıcıklardı yoksa paraları bitmişti de aç mı kalmışlardı? Kapı kolları kaç para eder ki? Bir türlü sorularımıza cevap bulamadık. Arkadaşlarımızdan birisi başka bir evin daha olduğunu söyledi. Ertesi gün oraya bakmaya gittik. Aynı tepkiyi bu ev sahibinden de gördük. Kadın camdan doğru bağırmaya başladı bize. Sanki ne yaptıysak.. Sizin gibi öğrenciler olmaz olsun dedi. Neye uğradığımızı şaşırdık. Dedik teyzecim az bir sakin ol bakalım neymiş derdin. Biz sana bir şey yapmadık. Kadın hafif sakinleşmeye başladı. Evini verdiği öğrenciler bilmem kaç yıl öncesinde çok alkol tüketiyorlarmış. Koltukların altında, tuvaletlerde saklıyorlarmış. Dedik bak bakalım alkol tüketiyor gibi bir halimiz var mı teyze bizim. Ya dedi bir bir evimin parkelerini sökmüşler soğukta yakmışlar, ya evim yansaydı. Ahaa inanılır gibi değil. "O neydi gızz" moduna geçtik. Şok haliyle ne dediğimizi bile hatırlamıyorum şu anda :D Sanırım ikna etmeye çalışmıştık ama ne dediysek ikna olmamıştı. Bence haklı evini vermemekle :D Ne demek parkeleri sökmek? Nasıl becerdin? Parkeci mi baban senin :D

   Bir yandan evlerini vermemek için yaptıkları bir oyun olduğunu düşündük. Ama aynı olayları farklı insanlardan da duyunca gerçekten de yaşanmış olaylar olduğuna inandık. Küçücük bir yerleşim yerinde böyle olaylar olduğuna göre acaba büyük şehirlerde neler oluyor çok merak ediyorum doğrusu. Nasıl bir zihniyettir bu :D Adam sana güvenip evini veriyor ama sen geliyorsun kapısının kolunu söküyorsun, parkelerini söküyorsun. Sökmekle kalmıyorsun. Satıyorsun, yakıyorsun. Diyecek bir şey bulamıyorum.

    Sonraki durağımız bir başka iki artı bir evdi. Ev sahibi o kadar tatlıydı ki. Çok güler yüzlüydü. Ev de çok güzeldi. Kaloriferliydi de. Evin kirası da çok uygun gelmişti bize. İşte bu sefer oldu derken pürüz çıkmadan olur mu. Kadın bizi yeni atanmış memurlar sanmış. Hangi devlet ocağında görev yapacaksınız kızım diye sordu. Öğrenciyiz biz deyince aramızda ki tüm bağlar bir anda kopuverdi. O güler yüzlü, bize evini açan teyzemiz bir anda cadıya dönüştü :D Yahu kardeşim ne yaşattınız bu insanlara siz böyle. Kadın daha fazla öfkelenmeden sessizce hiç bir şey söylemeden çıktık oradan.

   Giderek kendimize göre bir ev bulamayacağımızı düşünmeye başlamıştık. Umutlarımız bitmek üzere olan bir mum gibiydi. Artık birbirimize bulabiliriz tarzında teselliler vermeyi de bırakmıştık. Olmazsa olmaz ne yapalım kaderin bize sunduğunu yaşayacağız kafasına gelmiştik. Bir ev haberi daha geldi o sırada. Gittik baktık. Amcaya girmeden söyledik. Amca biz öğrenciyiz. Vermiyorsan baştan söyle biz bakmayalım evine diye. Olur mu kızım öyle şey dedi. Benim de dışarıda okuyan kızlarım var. Ben sizin halinizden anlıyorum. Hem siz çok düzenli, uslu başlı insanlara benziyorsunuz dedi. Dünyalar bizim oldu. Eve bakmaya başladık. Ev kocaman bir şeydi. Her şey tam bize göreydi. 

   O sırada kaldığımız evden çıkamazdık. Hatırlarsanız çıkmamamız için bize sözleşme imzalatmışlardı. Sözleşmeyi tınlamayan bir arkadaşımız evden ayrılmıştı gerçi ama biz korkudan ayrılamıyorduk. Ev sahibine durumu anlattık. Seneye için tutacağımızı söyledik. Gerekirse yaz dönemi kirasını da ödeyecektik. Ama amcanın da birçok borcu varmış. Evi hemen kiraya vermesi gerekliymiş. Ama çıkabilirsek hemen bize evini kiralayabileceğini söyledi. Ne yazık ki öyle bir durum söz konusu değildi. Bu ev de olmamıştı. Bu da gol değildi.

   Ev aradığımızı duyan arkadaşlarımız bize yardımcı olmaya çalışıyorlardı. Buldukları evleri bize haber veriyorlardı. Bazı mezun olacak arkadaşlarımız olmuştu. Evlerini gösterdiler. Eşyalarını da satmak istediler. Fakat bir türlü eve çıkamadık. O an belki de gerçekten eve çıkarsak yapamayız diye düşünmeye başladık. Çok istiyorduk ayrı bir evde olmayı. Bu nedenle hep iyi yönlerine odaklandığımızı fark ettik. Evi üç arkadaş tutacaktık. Bu evin kirası var, elektriği var, suyu var, gıdası var. Onun dışında bir modacının bitmek bilmeyen birçok eksik gedik malzeme ihtiyacı var. Tüm bunlara maddi açıdan gerçekten de yetişemeyecektik. 

   Nasıl oldu da hiç bunları düşünmeden sadece iyi yönlerine odaklanarak ev bakmaya başlamıştık ki. Belki de evden çok bunalmıştık. Bizi çok bunalttıkları içindi. Ayrılmak için sene sonunu beklememiz sabretmemiz gerekliydi. KYK yurt başvurusu başladığı zaman; sonuçta ikinci senemiz, muhakkak çıkar diye düşünerek evden ayrıldığımızı belirttik. KYk'ya başvurularımızı yaptık. Bursa da tekrar başvurduk. Sonuçlar açıklandığında sadece birimize burs ve yurt çıkmıştı.

   Arkadaşımız bizi bırakmak istemiyordu ama yurt çıkmışken neden bu fırsatı kaçırsın ki. Onu ikna ettik. Yurda kaydını yaptıracaktı. Ama biz ne yapacaktık? Nerede kalacaktık? Evden ayrıldığımızı söyledik. Başka bir ev tutma ihtimalimiz sıfır. Özel yurtlar desen sudan ucuz! Gene kaldık ortada. Bizim ne yaptığımızı, nerede kaldığımızı öğrenmek için sonraki yazımı beklemeniz gerekecek ;) 



   Takipte kalın. Sağlık ve mutlulukla...

Anılarla Bloggerlar köşesini ben çok sevdim ya siz?

11 yorum:

  1. Bu güzel yazın ve yüreğin için çok teşekkür ediyorum.. Çok beğendim. Şu yanlışı düzeltmek isterim, hala öğrenci değilim ;) eski öğrencilik anılarımdan bahsediyorum bu blogumda.
    Saygılarımla...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Canim ben su anki anilarini yaziyorsun sandım kusura bakma duzeltecegim o kismi teşekkürler 💋

      Sil
    2. Asıl ben teşekkür ederim :*

      Sil
  2. Bu yazısını severek okumustum ve suandada takip ediyorum zaten 😃 tesekkür ederim paylasim icin kelebekcim 😃

    YanıtlaSil
  3. Öğrencilik zor bu ülkede. Ev sahiplerini anlamak zor. Eve zarar veren kiracı öğrencileri anlamak daha zor:) Parke sökmek ne ola ki:))) Kaleminize sağlık Ebru Kalyoncu... Yazınızı bize ulaştıran Kelebek Etkisi'ne de teşekkürler... Sevgiler...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ben teşekkür ederim canım:))

      Sil
    2. Teşekkürler ;) inanması çok güç şeyler yaşadığımız doğrudur :)

      Sil
  4. Ne zordur bu ülkede öğrenci olup ev aramak ..Allah kolaylıklar versin tüm öğrencilerimize :) Yalnız Kapını kolunu sökmek nedir ya :)) Allah akıl fikir versin :) Devamını merak ettim takip edeyim Senin de Emeğine ellerine sağlık Kelebek Etkisi yeni bir arkadaş edinmiş oldum :) Sevgiler

    YanıtlaSil
  5. Ev aramak ayrı bir dert, evsahibi olmak ayrı bir dert...

    YanıtlaSil


Sitede yer alan yorumlar ve içerik yazarın kişisel ve objektif görüşlerini yansıtmaktadır. Blogda bahsi geçen ürünlerin okuyucular tarafından kullanılması halinde oluşabilecek sorun yada memnuniyetsizlikten dolayı yazar hiçbir sorumluluk kabul etmemektedir.


Yazılarımın izinsiz ya da kaynak belirtilip link verilmeksizin kopyalanması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu'na göre suçtur. Aksine hareket eden blog ve siteler hakkında yasal işlem başlatılacaktır.