-->

adsense

18 Nisan 2016 Pazartesi

PROFESÖR DOKTOR YILMAZ ÖZBEK İLE EDEBİYAT ÜZERİNE RÖPORTAJ

   Selam uzun süre önce bir dergi için hazırlamış olduğum röportajım kısmet değilmiş yayınlanmadı bende blogumda yayınlamak istedim.Umarım beğenirsiniz keyifli okumalar.


“Gölge Gibidir Geçmiş” ve “Bencillik Ne Güzel Şey” adlı kitapların yazarı Profesör Doktor Yılmaz ÖZBEK bizi kırmayarak Edebiyat Dünyası ve Yazarlık Serüveni ile ilgili sorularımıza son derece içten yanıtlar verdi.Keyifli okumalar.

Kelebek ETKİSİ-Bize biraz kendinizden söz edermisiniz?

Yılmaz ÖZBEK- Erzurum’un Oltu ilçesinden daha birkaç yaşındayken Erzurum’a göç etmişiz. Birkaç yıllık yurt dışı deneyimimden sonra yaşamım Erzurum’da geçti.  Germanist eğitiminden sonra akademisyenlik serüvenim başladı. Yaşamımı bir plan doğrultusunda şekillendirmekten çok önüme çıkanı, daha doğrusu yaşamın önüme koyduklarını tüketerek bu günlere geldim.

K.E.-Edebiyat tutkunuz nasıl başladı?

Y.Ö.-Bu da bir rastlantıydı, ama iyi bir rastlantı. Edebiyatın başlangıçta bir tutku olması bir yana ilgi alanıma da girmiyordu. Zamanla mesleğimin gereği olarak edebiyatla ilgilenmek zorunda kaldım. İyi ki de kalmışım. Gittikçe onsuz edemeyeceğim bir alan haline geldi. Edebiyatla yeterince ilgilenmeyenlerin bazı yönlerden eksik kalacağı hatta yaşamın tadına varamayacağı kanaatine vardım. Yaşamın, iç dünyasının mantıksal kuruluğundan, günlük kaygılardan bizi edebiyat çekip çıkarabilir ki bu kendimize yapabileceğimiz en büyük iyiliktir.


K.E.-Yayımlanmış kaç eseriniz bulunmakta?

Y.Ö-Makaleler, bildiriler, konferanslar ve deneme yazılarını saymazsak Almanca ve Türkçe kendi alanımla ilgili sekiz kitabım bulunmaktadır. Ayrıca iki öykü kitabı yazdım. Ne ölçüde öykücülükte başarılı oldum onu okuyuculara bırakıyorum. Amacım öykücü olmak değildi zaten, yaşamın anlamını sorgulamak, yaşamın akışınatanıklık etmek ve bu konudaki düşüncelerimi okuyucuyla öykü yoluyla paylaşmak istedim.Bu yolla paylaşmanın daha kalıcı olduğuna inanıyorum ve inancımda da haklı olduğuma inandım.

K.E.-Türkiye de kitap yazmak ve yayımlatmak zor mu?İlk kitabınızı yayımlatma maceranızı öğrenebilirmiyiz?

Y.Ö.-Eğer tanınmayan biriyseniz kitap yayımlatmak zor bir uğraş. İlk çalışmaları yayımlamakla bir hayli zorlanmıştım. Ama daha sonra biraz daha kolaylaştı.

K.E.-Bir kitap ne kadar sürede ortaya çıkıyor?Elinize kalemi alıp anlık duygularınızı mı yazıyorsunuz yoksa belli bir plana göre mi yazıyorsunuz?

Y.Ö.-Bu ne yazdığınıza bağlı. Bir araştırma kitabı fazla zaman alabiliyor. Öykü kitaplarını soracak olursanız onlar o kadar zaman almadı. Öyküler yaşama dair bilgi ve deneyimler üzerine inşa edilmişlerdir.  Öykülerin dayanağı olduğu için bu yüzden göreceli olarak üretimler daha az zaman alabiliyor.

K.E.-Öykü yazmaya ne zaman başladınız?

Y.Ö.-İki-üç yıl oldu. Benim amacım öykü yazmaktan çok dertli olduğum konularda insanlara nasıl ulaşabilirim arayışıydı.

K.E.-En çok hangi yazarları okursunuz?Yazarken bu yazarlardan etkileniyor musunuz?

Y.Ö.-Mesleğim gereği daha çok Alman edebiyatı yazarlarını ve onların yapıtlarını tanırım. Onların etkileri yazmamda muhakkak olmuştur. İsteseniz bile başkalarının yazdıklarından kendinizi soyutlayamazsınız. Okuduklarımızın esinleri etkileri olacaktır elbette.


K.E.-Türk Edebiyatı hakkında ne düşünüyorsunuz?

Y.Ö.-Türk edebiyatı bence gelişim içinde dünya çapında yazarlar üretebiliyoruz artık.

K.E.-Bize biraz kitaplarınızdan bahsedebilir misiniz?Konularınızı,karakterlerinizi seçerken nelerden esinleniyorsunuz?

Y.Ö.-Konular günlük yaşamın içinden çıkan sıradan konular. Her zaman, her yerde karşılaşabileceğimiz olgular. Karakter yaratmaktan çok konular sorular insanlığın ortak dertlerini, bu konudaki düşüncelerimi kahramanlar aracılığıyla sunmaya, okuyucuyu düşündürmeye, kendiyle hesaplaşmaya götürebilme amacındaydım. “İyi yazar, iyi kahraman yaratandır” görüşünün farkındayım ama birincil amacım bu değildi. Karakter yaratmak bilgiden temel kişilik yapılarını bilmekten geçer. Birkaç böyle öykü de yazdım. Örneğin “Takıntı” ,“Karakteri Kaderiydi” gibi.

K.E.-“Gölge Gibidir Geçmiş” adlı kitabınız kısa öykülerden oluşuyor.Bu kitabınızla yaşamın akışına ayna tutmuş ve hayatı sorgulamışsınız. “Bencillik Ne Güzel Şey” adlı kitabınızda da kısa öykülerle eğitim sistemine eleştiriler getirmişsiniz? Denemelerde yazabilirdiniz ama siz öyküyü tercih etmişsiniz neden?

Y.Ö.-İnsanlığın sınırlı da olsa bazı sorunlarını hatırlatmak, sorgulatmak ve onlarda bu konularda duyarlılık yaratmak, farkındalık oluşturmak amacını gerçekleştirmekti arzum.

K.E.-Hikayeleriniz oldukça kısa fakat etkileyici mesela Kaza adlı öykünüz aslında hepimiz hayat yolculuğunda aynı yolda farklı vasıtalarla yolculuk ediyoruz mesajını içeriyor. Bu mesajı sadece yarım sayfada verebilmiş siniz okuyucuya. “Bencillik Ne Güzel Şey” adlı eserinizde de eğitim sistemindeki bütün eksiklikleri ortaya koyarak okuyucuda bir farkındalık yaratmışsınız?Eğitim sistemi geçmişten günümüze olumlu yönde değişim gösterdi mi sizce?

Y.Ö.- Türkiye’de daha çok eğitim sistemi tartışılıyor. Asıl tartışılması gereken bence eğitim anlayışı olmalı. Bilgi aktarma yönteminin eğitimcilerin hâlihazırdaki yaklaşımlarının bizi daha iyi bir noktaya götürmeyeceğine inanıyorum.

K.E.-Kitabınız da yurtdışındaki eğitim sistemi ile ülkemizi de karşılaştırmışsınız. En büyük fark ne sizce?

Y.Ö.-Batıda ne bildiğinden çok neyi ne derinlikte bildiğin önemlidir. Derinliğine bilirseniz eğer ancak o zaman üretebilirsiniz. Batıda bilgi aktarmadan çok gençlerin kendilerini geliştirecekleri, gerçekleştirecekleri, ortamlar yaratılıyor. Beraber düşünmek sorgulamak ve beraber üretmenin yolu yöntemi belletiliyor gençlere.

K.E.-Alman yazar Renate WELSCH’in hikâyesi ile başlıyor “Bencillik Ne Güzel Şey” bu hikayenin çevirisi size mi ait?

Y.Ö.-Evet, bu öyküyü ben çevirdim. “Okumak, Anlamak, Yorumlamak” kitabımda kullandım.

K.E.-Okumak isteyenler kitaplarınıza nereden ulaşabilirler?

Y.Ö.-Çizgi yayınlarından, kitapçılardan ısmarlama yoluyla ve internet portallarından temin edilebilir.

K.E.-Son olarak yazar olmak isteyen gençlere önerileriniz nelerdir?

Y.Ö.-Gençlere çok okumalarını öneririm. Daha önce söylediğim gibi yaratıcı yazarlık insanı tanımaktan geçer. Gerçek gerçekliği kavrayabilecek kadar sosyal bilimlerden yararlanmak beslenmek gerekir. Çünkü yazarlar gerçek gerçeklikten beslenir ama yeniden yorumlayarak üretir kendi tarzını yaratarak kalıcı olurlar.Bu da çok bilgi demektir.

K.E.-Söyleşi için teşekkür ederiz.

Y.Ö.-Ben teşekkür ederim.




6 yorum:

  1. Gerçekten çok keyifli bir söyleşi olmuş :)
    Özellikle Gölge Gibidir Geçmiş....Kitabı dikkatimi çekti
    Aslında başlığa ve görsele baktığımda içerisindeki kısa hikayelerin ve paylaşımların oldukça etkileyici olduğunu düşünüyorum.
    Bu güzel söyleşi ve paylaşım için sana ve Profesör Doktor Yılmaz ÖZBEK bey'e sonsuz teşekkürler.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ben okuduğunuz için teşekkür ederim:))

      Sil
  2. Keyifle okudum, emeğinize sağlık. :) Keşke yayınlansaydı...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Kısmet değilmiş ama buradanda okuyor edebiyata meraklı olan takipçilerim oda güzel:))

      Sil
  3. Sorularda cevaplarda çok güzel olmuş. 😊

    YanıtlaSil


Sitede yer alan yorumlar ve içerik yazarın kişisel ve objektif görüşlerini yansıtmaktadır. Blogda bahsi geçen ürünlerin okuyucular tarafından kullanılması halinde oluşabilecek sorun yada memnuniyetsizlikten dolayı yazar hiçbir sorumluluk kabul etmemektedir.


Yazılarımın izinsiz ya da kaynak belirtilip link verilmeksizin kopyalanması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu'na göre suçtur. Aksine hareket eden blog ve siteler hakkında yasal işlem başlatılacaktır.