-->

adsense

14 Eylül 2013 Cumartesi

KARDEŞİMİN HİKAYESİ-ZÜLFÜ LİVANELİ

  Kardeşimin Hikâyesi
  Selam bu kitabı bir arkadaşım okumam için verdi.Okumaya doyamayacaksın dediğinde pek Türk yazar okumam ama bir okuyayım dedim.Aslında Zülfü LİVANELİ muhteşem bir şarkıcı olduğu için çok fazla bir şey ummamıştım,daha önce de hiç bir kitabını okumamıştım.Kitaba başladım sıkıldım arkadaşım oku bak seveceksin dedi,devam ettim ama son 10 sayfadayken bile hayal kırıklığım devam etti.Aslında bloga yazmayı düşünmüyordum ama bir çok blogger arkadaşımın benle aynı fikirlerde olduğunu görünce yazmaya karar verdim.
   Bir kere ben kitabı akıcı bulmadım.Üstelik okurken devamlı aklıma takılan eleştirdiğim bölümler oldu.
    Yazar çok okumuş ve okuduğu her yerden bir şeyler esinlenmiş.Mesela katil uşak(Agatha Christie kitapları),katil zihinsel engelli(Fareler ve İnsanlar) ondan sonra minarelerin su içmesi ve mor tavşanlarda nereden bilmiyorum ama bir yerlerden çok tanıdık geldi bana.
   Gazeteci bir kız var bu kız 20 yaşında ve yüksek lisans yapıyor! ve tam bir karacahil ne Tolstoy biliyor ne Madame Bovary(acaba burada eğitim sistemimiz ve gençlerin kültürel gelişimlerimi eleştirilmiş) .Üstelik bu kızımız bir türlü İstanbuldaki işine ve ailesinin yanına dönemiyor neden mi çünkü  baş karakter ona diyor ki 'Ben cinayet hakkında bir şey bilmiyorum ama gel bak sana neler anlatacağım've başlıyor hikayeler anlatmaya kızda saf saf yanında duruyor dinliyor.Adam durmadan kıza ben çok kültürlüyüm sen bişey bilmiyorsun gibilerinden davranıyor.Bilmiyorum ben olsam gel sana ne anlatacağım deyip biri beni evinde tutmaya kalksa basar giderdim.Adam devamlı " Dur anlatacağım ama kahvaltı edelim,yemek yiyelim,uyuyalım" diyor.Birde köpeğin kıza saldırma sahnesi var oda bana pek olmamış gibi geldi.
    Savcı adamı sorgularken neden geçmiş sabıkalarına bakmamış onuda anlamadım adamın kendi belirttiği kişi olmadığı böylece hemen anlaşılırdı.Kitapta aşklar derinliğine işlenmemiş,baş karakter dışındaki karakterler çok yüzeysel geçilmiş.Kitabın sonu çok aceleye gelmiş.Sadece hapishane yaşamı çok güzel anlatılmış ama adamın yıllarca hapishane de unutulmuş olması da bana çok geçerli bir neden olarak gelmedi.Ya biliyorum çok eleştirdim.Kitabı beğenen çok fazla insan var.Niyetim kimseyi kırmak değil.Zülfü Livaneli yi çok da severim.Ama kitapta olmamış,havada kalmış,aklıma takılan o kadar çok şey var ki.Bunlar da benim naçizane düşüncelerim.Sevgiler...
Resim Google görsellerden alınmıştır.

7 yorum:

  1. gerçekten her ayrıntıya yer vermişsiniz :) benim bakış açım da bu yönde, eleştirilerinize aynen katılıyorum. siz bir de Serenad'ı okuyun, sanki iki kitabı da yazan aynı yazar değil..

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Doğrusu diğer kitaplarını okumayı düşünmüyordum ama söz serenad'ıda okuyup yorumluycam:))

      Sil
  2. Wow, I love your blog, is very cute and beautiful. Congratulations and kisses.

    http://redecoratelg.blogspot.com.es/

    YanıtlaSil
  3. Bende Serenad'ı tavsiye ederim, muhteşem bir kitap :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. evet bende iyice merak ettim en kısa sürede okuyacağım:))

      Sil
  4. Kitabın şuan ortalarındayım ama valla soğudum kitaptan :D Neyse ama bitirmeden olmaz, bitirdikten sonra tekrar gelip yorum atacağım :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Aman soğumayın bekliyeceğim yorumlarınızı:))

      Sil


Sitede yer alan yorumlar ve içerik yazarın kişisel ve objektif görüşlerini yansıtmaktadır. Blogda bahsi geçen ürünlerin okuyucular tarafından kullanılması halinde oluşabilecek sorun yada memnuniyetsizlikten dolayı yazar hiçbir sorumluluk kabul etmemektedir.


Yazılarımın izinsiz ya da kaynak belirtilip link verilmeksizin kopyalanması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu'na göre suçtur. Aksine hareket eden blog ve siteler hakkında yasal işlem başlatılacaktır.